HABERLER

Abdüllatif Şener: ‘One minute’ İsrail’in planıydı

  • ‘Erdoğan, ilk günden beri ABD ve İsrail’in stratejik ortağı’

Peki, sizce Amerika ve İsrail, Türkiye’yi bölgede nasıl bir yere oturtuyor? Türkiyeden ne bekliyor?

Sayın Erdoğan’ın söylediklerine değil, yaptıklarına bakacaksınız. ABD ve İsrail, iç politikayı harekete geçirecek böyle meydan okumalara hiç bakmazlar. El altından onlar için ne kadar çalıştığınıza bakarlar. Sayın Erdoğan ilk günden beri ABD ve İsrail’in stratejik ortağıdır.

‘İsrail Erdoğan’ın kazanmasını ister’

Bu durumda seçimlerde de ABD ve İsrail, Türkiye’nin başında yine Erdoğan’ı mı görmek ister?

Evet. Her iki ülke de Erdoğan’ın kazanmasından memnun olur.

Yaygın kanaate göre, Türkiyede iktidar değişikliği batı dünyasının desteği olmadan gerçekleşemiyor. Buna bir örnek olarak da AKP gösteriliyor. AKP’nin özellikle ABD’nin desteğiyle iktidara geldiği siyaset çevrelerinde hep söylenir. O dönem ABD sizi destekledi mi?

ABD ile sayın Erdoğan’ın temasları, oraya yaptığı bir ziyaret vardı. 2002’de parti iktidara geldiği zaman, 1 Mart Tezkeresi’ni önünde hazır buldu.

‘ABD, Erdoğan’ın iktidara gelmesini istedi’

Ne anlamalıyım bundan?

Irak’ın işgalinde ABD ile işbirliği yapmak için muazzam bir çaba harcadı, milletvekillerine baskı yaptı. Biliyorsunuz, Bülent Ecevit o dönemde ABD ile işbirliği yapmayı reddetmişti. Dolayısıyla ABD, en azından Irak işgali konusunda kendisine destek verecek Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesini istedi.

İsrail, Birleşmiş Milletler kararına aykırı davranarak çoktan Kudüs’ü başkent ilan etmişti. Sizin içinde bulunduğunuz AKP hükümeti de bunu kabul etmişti. Necmettin Erbakan ise İsrail’in politikasına yaşamının son anına dek karşı çıktı. O günlerdeki İsrail-Filistin meselesi ile ilgili politikanız neydi?

Sayın Erdoğan, Mavi Marmara anlaşmasını imzalayarak İsrail’in Gazze ablukasını meşrulaştırdı. 2005’te Kudüs’e gitti, dönemin İsrail başbakanı ve Lübnan’daki Filistin kamplarında işlenen katliamların sorumlusu olarak çok tartışılan bir isim olan Ariel Şeron ile görüştü.

‘Erdoğan İsrail’in beklentilerini karşılar’

Nasıl bir görüşme oldu?

Şeron, Sayın Erdoğan’ı, “Yahudi milletinin ve İsrail devletinin başkenti Kudüs’e hoşgeldiniz”diye karşıladı. Sayın Erdoğan da “Hoşbulduk” dedi. Dolayısıyla Erdoğan Filistin saflarında gözüküp İsrail’in beklentilerini karşıyacak politakalar izler. Ancak Filistin algısını pekiştirmek için de çaba sarfeder, ekran değeri olan görüntüler verir.

‘One minute, İsrail stratejisidir’

‘Erdoğan, ilk günden beri ABD ve İsrail’in stratejik ortağı’

Peki, sizce Amerika ve İsrail, Türkiye’yi bölgede nasıl bir yere oturtuyor? Türkiyeden ne bekliyor?

 

Sayın Erdoğan’ın söylediklerine değil, yaptıklarına bakacaksınız. ABD ve İsrail, iç politikayı harekete geçirecek böyle meydan okumalara hiç bakmazlar. El altından onlar için ne kadar çalıştığınıza bakarlar. Sayın Erdoğan ilk günden beri ABD ve İsrail’in stratejik ortağıdır.

 

‘İsrail Erdoğan’ın kazanmasını ister’

Bu durumda seçimlerde de ABD ve İsrail, Türkiye’nin başında yine Erdoğan’ı mı görmek ister?

 

Evet. Her iki ülke de Erdoğan’ın kazanmasından memnun olur.

 

Yaygın kanaate göre, Türkiyede iktidar değişikliği batı dünyasının desteği olmadan gerçekleşemiyor. Buna bir örnek olarak da AKP gösteriliyor. AKP’nin özellikle ABD’nin desteğiyle iktidara geldiği siyaset çevrelerinde hep söylenir. O dönem ABD sizi destekledi mi?

 

ABD ile sayın Erdoğan’ın temasları, oraya yaptığı bir ziyaret vardı. 2002’de parti iktidara geldiği zaman, 1 Mart Tezkeresi’ni önünde hazır buldu.

 

‘ABD, Erdoğan’ın iktidara gelmesini istedi’

Ne anlamalıyım bundan?

 

Irak’ın işgalinde ABD ile işbirliği yapmak için muazzam bir çaba harcadı, milletvekillerine baskı yaptı. Biliyorsunuz, Bülent Ecevit o dönemde ABD ile işbirliği yapmayı reddetmişti. Dolayısıyla ABD, en azından Irak işgali konusunda kendisine destek verecek Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesini istedi.

 

İsrail, Birleşmiş Milletler kararına aykırı davranarak çoktan Kudüs’ü başkent ilan etmişti. Sizin içinde bulunduğunuz AKP hükümeti de bunu kabul etmişti. Necmettin Erbakan ise İsrail’in politikasına yaşamının son anına dek karşı çıktı. O günlerdeki İsrail-Filistin meselesi ile ilgili politikanız neydi?

 

Sayın Erdoğan, Mavi Marmara anlaşmasını imzalayarak İsrail’in Gazze ablukasını meşrulaştırdı. 2005’te Kudüs’e gitti, dönemin İsrail başbakanı ve Lübnan’daki Filistin kamplarında işlenen katliamların sorumlusu olarak çok tartışılan bir isim olan Ariel Şeron ile görüştü.

 

‘Erdoğan İsrail’in beklentilerini karşılar’

Nasıl bir görüşme oldu?

 

Şeron, Sayın Erdoğan’ı, “Yahudi milletinin ve İsrail devletinin başkenti Kudüs’e hoşgeldiniz” diye karşıladı. Sayın Erdoğan da “Hoşbulduk” dedi. Dolayısıyla Erdoğan Filistin saflarında gözüküp İsrail’in beklentilerini karşıyacak politakalar izler. Ancak Filistin algısını pekiştirmek için de çaba sarfeder, ekran değeri olan görüntüler verir.

 

‘One minute, İsrail stratejisidir’

 

Nasıl görüntüler?

 

Davos’taki “One minute” çıkışı, İsrail stratejilerinin bir parçasıdır. İsrail’in Ortadoğu’da tam hakimiyet isteyen ve çevresindeki Müslüman ülkeleri küçük parçalara ayırma staretejisinin bir ürünüdür.

 

‘One minute İslam ülkelerini parçalamak için önceden planlandı’

One minute çıkışı önceden planlanmış mıydı yani?

 

Evet.

 

Bununla amaçlanan neydi peki?

 

Bakın, İslam ülkelerini ayaklandırmak ve parçalama için bir rol modele ihtiyaç vardı. Ortadoğu tek adam modeliyle yönetiliyordu. Rol model olarak da ağır aksak da olsa bir demokrasiye sahip Türkiye seçildi.

 

Niye?

 

Türkiye’nin başında Erdoğan vardı. Erdoğan’ı bir rol model olarak göstermek, ‘bakın, demokrasi sayesinde ne kadar da güçlü bir ülke’ algısını oturtmak için Erdoğan, ‘One minute’ kurgusu ile İsrail’e meydan okur gibi gösterildi.

Nasıl görüntüler?

Davos’taki “One minute” çıkışı, İsrail stratejilerinin bir parçasıdır. İsrail’in Ortadoğu’da tam hakimiyet isteyen ve çevresindeki Müslüman ülkeleri küçük parçalara ayırma staretejisinin bir ürünüdür.

‘One minute İslam ülkelerini parçalamak için önceden planlandı’

One minute çıkışı önceden planlanmış mıydı yani?

Evet.

Bununla amaçlanan neydi peki?

Bakın, İslam ülkelerini ayaklandırmak ve parçalama için bir rol modele ihtiyaç vardı. Ortadoğu tek adam modeliyle yönetiliyordu. Rol model olarak da ağır aksak da olsa bir demokrasiye sahip Türkiye seçildi.

Niye?

Türkiye’nin başında Erdoğan vardı. Erdoğan’ı bir rol model olarak göstermek, ‘bakın, demokrasi sayesinde ne kadar da güçlü bir ülke’ algısını oturtmak için Erdoğan, ‘One minute’ kurgusu ile İsrail’e meydan okur gibi gösterildi.

Kaynak:diken. Com. Tr

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı