DÜNYAİSLAM BÜYÜKLERİKÜLTÜR & SANATSon DakikaSuriye

Beşşar Esad: Gerçek Devrimleri Halk Yapar

Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad; vatanın bağlılık olduğunu, bağlılığın da kültür olup ikisinin kimliği teşkil ettiğini belirtirken, “bağlılığımız bir olduğunda, vatanımız da bir olur ve o zaman da vatan herkesin olup herkesi sığar..” şeklinde konuştu.
Sevra Gazetesine verdiği röportajda el-Esad; sömürücülerin vatanımızdan çıktıkları zaman Suriye’nin özgürlüğü ve kurtuluşu için çıkmadığına işaret ederek, fakat zorunlu kalmasıyla yöntem değiştirme, fitne ve bölünmeyle yeniden işgal ve sömürü için çıktığını söyledi.
El-Esad bölünmenin sadece sınırlarda ve coğrafyada olmadığını ifade ederek, en tehlikeli bölünmenin aslında kimlik bölünmesi olduğunun altını çizdi.
Toplum İçindeki Yarılmalar Müslüman Kardeşlerle Başladı
El-Esad; toplum içinde meydana gelen ve sonuçlarının görünmeye başlandığı yarılmaların, Müslüman Kardeşlerin ortaya çıkmasıyla başladığını söyledi. Bu yarılmaların bağımsızlıktan sonra Müslüman Kardeşlerin bir çok Arap devletinde oynadıkları olumsuz rolle pekiştiğine işaret eden el-Esad; bunların arasında Suriye’nin bulunduğunu da söyledi.
Hakiki herhangi bir devrimin saf iç devrim olması gerektiğini ve dışarıyla hiç bir ilişkisi olmadığını belirten el-Esad; gerçek devrimlerin sırf iç faktörlere dayalı halk devrimleri olduğuna dikkat çekti. El-Esad; gerçek halk devrimlerinin elit düşünür ve ideolojiler tarafından yönetilerek doğaçlama olduğuna vurgu yaptı.
Suriye’de olanlarda ise baştan beri dış faktörlerin temel ve açık bir rol oynadığına dikkat çeken el-Esad; bu rolün gizlenmeye çalışıldığını fakat günümüzde mutlak bir şekilde netleştiğini ekledi.
Suriye’de Olanların Devrimle İlgisi Yoktur
Suriye’de 1963 devrimine işaret eden el-Esad; bu devrimin gerçek bir halk devrimi olduğunu, baştan beri hizmet, kalkınma ve yapılanma üzerine odaklandığını belirtti. 1963 devriminin muhtelif bölgelerde binlerce okul inşa ettiğini ve elektrik, ekonomi, sosyal adalet ve hizmet gibi alanlara önem verdiğini belirten el-Esad 8 Mart Devriminin de daha geniş kitleleri kapsadığını çiftçisiyle, emekçisiyle, zanaatkarıyla ve daha muhtelif kesimleriyle halkı desteklediğini söyledi.
Bu devrimlerin güçlü ve ideolojik bir ordu yapılandırdığını belirten el-Esad; bu ordunun düşmanlara karşı en çetin çatışmalara girdiğini ve 1973 yılında büyük bir zafer sağladığını ifade etti. El-Esad bu devrimlerin temelleri üzerine kurulan Suriye ordusunun 50 yıl boyunca ve günümüzde kendini ve halkla kenetleşmesini kanıtladığını ekledi.
Devrimin vatanı yıkmak için değil de yapılandırmak ve kalkındırmak için olduğuna dikkat çeken el-Esad; günümüzde Suriye’de olanların nasıl devrim olarak adlandırılabildiği sorusuna dikkat çekti.
Batının bölgedeki işbirlikçileriyle birlikte baştan beri Suriye’de olanların halk devrim olduğunu yansıtmaya çalıştığına ve insanları aldatmaya çalıştığına dikkat çeken el-Esad; fakat günümüzde bu uğraşların tamamen deşifre olduğunu, gerçeklerin de görmek isteyen herkes için ortada olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı el-Esad; Suriye’de olanların ‘halk devrimi’ olduğuna inana iki tür insanın olduğunu söyledi. Bu tür insanların ilkinin kimliğinden tamamen soyutlanıp batının hayranlığıyla batı projelerinin hayalleri peşinde koştuğunu ifade eden el-Esad; ikinci tür insanın ise yine kimliğinden soyutlanıp dini radikalliğe doğru gittiğini, bunun da daha tehlikeli olduğunu belirtti.
Tarih Batı ve Medyasının İddialarını Çürüttü
El-Esad oysa ki asıl Arap kimliğinin, taşıdığı binlerce yıllık uygarlığı ile sosyal, kültürel, politik, dini ve tüm alanlarda ılımlı bir kimlik olduğunu söyledi.
İlke ve değerlerin hiç bir zaman değişmediğini dolayısıyla da dinlerin de değişmediğini belirten el-Esad; değişenin mekanizma ve ayrıntılar olduğunu, cevherin ise aynı kaldığını ifade etti.
ABD, Batı ve işbirlikçilerinin iddia ettikleri gibi Suriye’de olanların gerçekten devrim olduğuna inanacak olursak, bu tarafların Filistin, Afganistan, Irak ve dünyanın başka yerlerinde de yine benzer iddialarda bulunduklarına işaret ederek, bu durumda söz konusu iddialara da inanmak gerektiğini söyledi. El-Esad fakat tarih ve gerçeklerin kesinlikle bu iddiaların doğru olmadığını net bir şekilde ortaya koyduğunun altını çizdi.
El-Esad batı ve kimi medya organlarının hakkı batıl, batılı da hak olarak kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştıklarını belirtirken, fakat bizlerin bu tuzağa düşmememiz ve gerçekleri idrak etmemiz gerektiğini söyledi.
El-Esad her şeye rağmen batı medyası ve Suriye’ye düşman olan kimi batılı yetkililerin açıklamalarıyla birlikte Suriye’de olanların halk devrimi olmadığı gerçeğini aşamadıklarını söyledi. Bunların yeni bir sürece taşındıklarına işaret eden el-Esad; bu yeni süreçte ‘iyi terörist’ ile ‘kötü terörist’ teorisini ortaya koyduklarını, oysa ki teröristin iyisi yada kötüsü olmadığının altını çizdi.
Kimileri Gerçekleri Görmemekte Israrlı
Suriye’de halkın çoğunun gerçekleri kendi gözleriyle gördüğünü belirten el-Esad; fakat kimi insanların ideolojisinde radikal olmalarıyla doğal olarak olaylara hala devrim gözüyle baktıklarını ekledi. El-Esad, bazı insanların da muhtelif nedenlerden dolayı gözleriyle gerçekleri görseler bile akıllarıyla görmek istemediklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı el-Esad; her şeyden önemlisi Suriye’de olanlardan en çok Suriye halkının etkilenmesi dolayısıyla önemli olanın içerdeki durumlara odaklanmak olduğunu belirtti.
‘Cihat’ İyilik ve Hayır İçin Olur, Oysa Şu An Suriye Terör Yurduna Dönüştürülmeye Çalışılıyor
20130704-173217.jpgCumhurbaşkanı el-Esad; Suriye’nin hiç bir zaman ‘cihat’ topraklarına dönüşmediğini belirtirken, Cihadın iyilik ve hayır için olduğunu, Suriye’nin ise terör yurduna dönüştürülmek istendiğini vurguladı. Bunun da bir çok nedeni olduğuna işaret eden el-Esad; terörün adı ‘kaos’ olan verimli bir toprakta genişleyip büyüdüğünü söyledi. Devletin de zayıf olduğu bir zamanda kaos ve dolaylı olarak terörün de yayılacağına dikkat çeken el-Esad; Afganistan ve Irak’ı örnek vererek şimdi de Suriye’de devleti zayıflatmaya çalıştıklarını belirtti.
El-Esad; kimi devletlerin de Suriye’de mevcut direnç, mücadele ve gücü zayıflatmak amacıyla terörü desteklediklerini söylerken bunu ekonomi, sosyal, kimlik, hizmet ve toprak bütünlüğünde hedef almaya ve sabote etmeye çalıştıklarını ekledi.
Suriye düşmanlarının terör gruplarını desteklemek için bir başka nedenlerinin bu terör gruplarından endişeleri ve korkuları olduğunu kaydeden el-Esad; bu terör gruplarını Suriye’ye cezp etmekle onlardan kurtulabileceklerini düşündüklerini, böylece hem teröristleri hem de Suriye’yi zayıflatabileceklerini düşündüklerini söyledi.
İnsan Ahlakını Kaybettiğinde İnsanlığını da Kaybeder
El-Esad; bir çok münasebette Suriye’de yaşananların bir ahlak davası olduğuna dikkat çektiğini ifade ederken, ahlak meselesi olduğunda kimi insanların para, ideoloji ve şahsi kin gibi nedenlerden dolayı dış müdahale yada para karşılığında her türlü eylemde bulunma gibi şeylerin olabileceğini söyledi.
El-Esad; bir insanın ahlakını kaybetmesiyle insanlığını da kaybedeceğini belirtti. İnsan olanın bir başka insanın kalbini yada herhangi bir organını yemesi veya kafasını vahşi bir şekilde kesmesinin mümkün olmadığını belirten el-Esad; kimilerinin din ve ilkelerini çarpıtarak arkasında saklandıklarını, temelde de bunların dinle hiç bir ilgileri olmadığının altını çizdi.
Suriye’de açılan dini ve ilahı okulların krizle ilgileri konusunda ise el-Esad; bir araya geldiği bir çok şahsiyet ve heyetin bu okullara sorumluluk yüklediğine işaret etti. El-Esad, fakat bu okul ve kurumların şu ana kadar neden oldukları sorunla karşılanmadığını, tam aksine baştan beri krizin köklerini idrak ettiğini ve durumları kontrol altına almaya çalıştıklarını ekledi.
Hiç Bir Devletin Mezhepçilikte Çıkarı Yoktur
El-Esad; söz konusu okul ve kurumların dinin gerçeğini insanlara öğretmeye çalıştığını, terör ve vahşet eylemlerinde bulunanlar ve tekbir getirerek insanları öldürenlerin ise din hakkında hiç bir şey bilmediklerini, sadece örtü olarak kullandıklarını söyledi.
Batı ve kimi muhalif grupların Suriye’de mezhepsel çatışmanın olduğuna ilişkin iddialar konusunda ise el-Esad; bu gibi iddiaların mantıkla uyuşmadığını belirtti.
El-Esad; mezhepçiliğin toplumu ve vatanı bölecek en büyük faktör olduğunu, Suriye devletinin de bunda kesinlikle çıkarı olmadığını belirtti. Suriye ordusunun yurdun her karış toprağını aynı özen ve fedakarlıkla savunduğuna ve terörle mücadele ettiğine dikkat çeken el-Esad; ordunun Suriye halkının istisnasız tüm kesimleri ve bileşenlerinden olduğuna vurgu yaptı.
Mezhepçilikten Sözedenlerin Kendileri Fitne Yapıyor
Olayların başında azınlıkların tehlikede oldukları imacı verip onları etrafında topladığına ilişkin suçlamalar konusunda el-Esad; “bu suçlamalar gerçek olsaydı Suriye’de halk savaşı olur ve halk savaşı olduğunda da devlet mutlaka kısa bir süre içinde düşerdi.. Azınlıklar hiç bir zaman bir devleti kendi başlarına koruyamazlar. Suriye tüm bu saldırılar karşısında şu ana dek mücadele etti ve ayakta kaldıysa bu kesinlikle çoğunluğun sayesinde oldu. Bu bir gerçektir, ama bazıları bunu görmek istemiyor..” şeklinde konuştu.
El-Esad; bu gibi suçlamalarda bulunanların, Suriye’nin azınlık tarafından yönetildiğini ve mezhepsel fitne peşinde koşanların kendilerinin Suriye’yi mezheplere göre parçalama planları yaptıklarını ve provokasyonda bulunduklarına dikkat çekti.
Halkı Uzun Bir Süre Kandırmak Mümkün Değildir
Cumhurbaşkanı el-Esad; Mısır’da yaşananların; ‘siyasi İslam’ olarak adlandırılan politikanın çöküşü olduğunu belirtirken, politika ya da birine karşı başka bir grubun çıkarına kullanmak amacıyla din ile gelenlerin dünyanın neresinde olursa olsun düşeceğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı el-Esad; halkı uzun bir süre kandırmanın ya da aldatmanın mümkün olmadığını vurguladı. Mısır halkının da binlerce yılın medeniyetine ilaveten milli Arap düşüncesini taşıdığına dikkat çeken el-Esad; bir yıl sonra Mısır halkının portreyi gerçeğiyle gördüğünü söyledi.
El-Esad; Müslüman Kardeşlerin Mısır’daki halk devriminin başında söyledikleri yalanlar da onların yönetimi almaları ardından sergiledikleri performans Mısır halkının gerçeği görmelerine yardımcı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı el-Esad; Müslüman Kardeşler deneyinin başlamadan önce başarısız olduğuna işaret ederek, çünkü bu gibi yönetimlerin halkların doğasıyla uyuşmadığını belirtti.
Müslüman Kardeşler projesinin münafık bir proje olduğunu belirten el-Esad; gerçeğinde Arap ve İslam âleminde fitne amaçlı olduğuna dikkat çekerken, fitnenin de bilinçli toplumlarda uzun sürmesinin mümkün olmadığını söyledi.
El-Esad; “Dolayısıyla baştan beri Müslüman Kardeşlerin projesinin başlamadan önce bile başarısız olduğunu söyledim. Başarısız olmasıyla da Müslüman Kardeşler deneyi gayet hızlı bir şekilde çöktü, çünkü yanlıştı. Yanlışlar üzerinde yapılandırılan bir şey de mutlaka çökecektir..” şeklinde konuştu.
Halk Her Zaman Vatan İçin Doğru Olanı Seçer
Türkiye’nin Müslüman Kardeşlerle siyasi taraf olarak işbirliği yapma çağrılarına ve Suriye’nin bu çağrıları reddetmesine ilişkin soruya yanıtında Cumhurbaşkanı el-Esad, Suriye’nin her tarafla ilişki kurabileceğini söyleyerek Müslüman Kardeşlerle 80’li yılarda Suriye’deki Müslümanları vurdukları zaman diyalog kurulduğuna dikkat çekti.
“Biz karşı tarafla diyalogu doğru yola ve ulusal konuma girebileceği kanısıyla kuruyoruz. Fakat her defasında Müslüman Kardeşlerin nifak mantığından, yönetimi ve denetimi ele geçirme hedefinden vazgeçmediklerini gördük. Hiçbir zaman vatan veya din gibi bir dertleri olmamıştır. Biz onlarla parti olarak değil şahıs olarak diyalog kuruyoruz. Çünkü dini parti ilkesini reddediyoruz. Bu dine karşı olduğumuz anlamına gelmiyor aksine biz dinin yanındayız fakat din bir davettir ve gündelik insani davalardan daha büyüktür” dedi.
El-Esad, Müslüman Kardeşleri parti olarak tanımadıklarına işaret ederek uygulamalarıyla terörist olduklarını ve binlerce Suriyeliyi katlettiklerini ve bunu asla unutmayacaklarını, daha önce katliam yapan yöneticilerin şu an yurt dışında bulunduğunu ve değişmediğini ifade etti.
Herkesle bunların daha önce bilinen gerçek yönelimlerini göz önünde bulundurarak diyalog kuracaklarını bildiren el-Esad, bir asırlık inançlara dayananların bugün aniden değişip ılımlı ve ulusalcı olabileceğine inanmadıklarını kaydetti.
El-Esad, bunun halk referandumuna bağlı olduğunu dolayısıyla halkın herhangi bir tarafla herhangi bir diyalogda vatan için doğru olanı seçeceğini vurguladı.
Mısır’da Yaşananlar Siyasi İslam Politikalarının Çöküşüdür
Cumhurbaşkanı el-Esad, Mısır’da yaşananların siyasi İslam olarak adlandırılan politikaların çöküşü olduğunu belirterek Müslüman Kardeşlerin sadece Mısır’da değil birçok yerde insanları ikna etmeye çalıştığı bu tür yönetimlerin yıkımı olduğunu kaydederken “dinin siyasetin seviyesine düşmesini kabul edemeyiz çünkü din siyasetten daha üstündür” dedi.
El-Esad, yanlış ilkeler üzerine kurulanlar her şeyin mutlaka yıkılacağını, Müslüman kardeşlere ilişkin bakış açılarının şu an Mısır’sda yaşananlar için geçerli olduğunu belirterek dini siyasi çıkarlar yada belli bir kesimin çıkarları için kullananların dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar yıkılacaklarının altını çizdi.
Suriye, Mısır ve Irak gibi halkların dünyanın stratejik noktalarında bulunması ve bu topraklarda binlerce yıldır kökleşmesi, büyük bir bilgi birikimine sahip olması nedeniyle aldatılamayacağına dikkat çeken el-Esad, bir yıl önce olanların Mısır halkı açısından daha önceki yönetime doğal bir tepki olduğunu, fakat bir yıl sonra gerçeklerin farkına vardığını, bu yönde Müslüman Kardeşlerin önemli katkısı bulunduğunu ifade etti.
Müslüman Kardeşler yönetimi deneyimin başından başarısız olarak değerlendirdiklerini hatırlatan el-Esad, bu tür yönetimlerin insanların doğasına ters olması nedeniyle başarısız olduğunu, Müslüman Kardeşler projesinin Arap aleminde fitne yaratmayı hedefleyen münafık bir proje olduğuna dikkat çekti.
Mısır’ın Suriye’ye yönelik tutumunun Mısır sokağında yaşananlarda etkili olduğu konusunda ise Cumhurbaşkanı el-Esad, Mısır halkı adına karar veremeyeceğini fakat Mursi’in birkaç hafta önce Suriye ile ilişkilerini kesmesi ardından orta yol bulmak amacıyla Suriye tarafıyla temaslar kurulduğunu, bunun da Mısır devletinde bu karara karşı çıkanların bulunduğunu gösterdiğini ifade etti.
Ulusal Krizlerin Çözümünde Halkın Hoşgörüsü Gerekli
Devletin silah taşıyan, yakıp yıkan ve yardım ve yataklık edip öldürmeyenlere karşı doğru ulusal tutum almaları şartıyla hoşgörüyle yaklaşabileceğine değinen el-Esad, fakat devletin kişisel bir hak olması itibariyle öldürme olaylarında Suriyeli vatandaşın sahip olduğu bu haktan ödün veremeyeceğini söyledi.
20130704-173244.jpgCumhurbaşkanı, krizlerin çözümünde resmi değil de halk tarafından olması şartıyla hoşgörünün gerekli olduğunu vurgulayarak kişisel çıkarlarımızdan önce vatanın çıkarlarını düşünmemiz gerektiğini söyledi.
Yabancı ülkelere karşı hoşgörülü davranma konusunda ise, öncelikli olarak duygularla değil ülkenin çıkarlarına göre hareket etmek gerektiğini, bu yönde ilkeler ve çıkarlar bulunduğunu belirterek çıkar ve ilkelerin birbirine bağlı olması ve çelişmemesi gerektiğini, bu ya da şu ülkeyle kurulacak ilişkilere ve dolayısıyla Suriye vatandaşına hizmet ettiği zaman hoşgörülü davranılabileceğini dile getirdi.
El-Esad, vatandaşın iyi durumda olması için ekonominin iyi olması gerektiğini, iyi bir ekonomik durumun ise güvenli bir ortam gerektirdiğini belirtti.
El-Esad, Suriye’yi yıkmak isteyen ülkelerin halk desteği bulmaması nedeniyle başarısız olan devrim düşüncesini ortaya attığını, daha sonra ordunun ve halkın mücadele ettiği terörü yaymaya çalıştığını, başarısız olunca da öncelikle kendine ve sonra vatana destek veren vatandaştan intikam almak amacıyla ekonomiyi vurmaya yöneldiklerini söyledi.
Güvenlik Sorunu Çözülmeden Ekonomik Meseleler Halledilemez
Suriye’de yaşanan ekonomik sıkıntıların güvenlik sorunu çözülmeden giderilemeyeceğine işaret eden el-Esad, ekonominin eski haline dönmesi için teröre karşı elbirliği ile çalışmak gerektiğini, devlet ve toplumun işbirliği yapması ve kriz tüccarlarının cezalandırılması gerektiğini kaydetti.
Bölgesel sularda ya da yurt içinde büyük doğal gaz kaynakları bulunduğuna işaret eden el-Esad, Mısır’dan Filistin’e kadar ve özellikle kuzeyde istismar edilen büyük doğal zenginlikler bulunduğunu, krizin nedenlerinden birinin bu doğal gaz kaynakları olduğunun söylendiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı, bu petrol ve doğal gaz kaynaklarının karşı çıkan engelleyici bir ülkenin elinde bulunmasına izin verilmeyeceğini belirterek bunun açıkça söylenmediğini, fakat tahlil kapsamında kalan temel bir neden oluşturduğunu kaydetti.
Güvenlik Engellerine Rağmen Planlar Hayata Geçiriliyor
Hükümetin yaşanan krize rağmen maaşları arttırması konusunda ise el-Esad, Suriye ekonomisinin en büyük temel dayanaklarından birinin yeniden yapılandırma olduğunu söyleyerek hükümetin şu andan itibaren güvenlik engellerine rağmen planlar koyup uygulamaya çalıştığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı, devletin yaşanan savaş ortamında vatandaşlara maaşlarını ödemeye ve hizmet vermeye devam etmesinin büyük bir kazanım olduğuna dikkat çekerek buna karşın olumlu yönlerin bulunmasına rağmen hırs ve emellerin daha büyük olduğunun altını çizdi.
Krizden önce devlet kurumlarının çalışmasında büyük eksiklikler, ihmal ve yolsuzluk bulunduğunu, krizin bu hataları ortaya çıkardığını ya da arttırdığını ifade eden el-Esad, fakat devletin var olması ya da olmaması düşüncesinin meselenin iç mesele olmasıyla devletin varlığı ve sorumluluğu arasındaki farkın ortaya koyulmasıyla açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
“ Yaşanan kaos, çetelerin varlığı, güvenliğin yok olması gibi iç unsurlarla yaşanan dış savaşı birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Suriye şu an bir savaş yürütüyor. Bu devlet şu an vatanı içeriden ve içteki araçlarla savunuyor fakat sonuçta bu savaş dış savaştır. Devletin varlığı ya da ağırlığı içteki ya da dıştaki ilkelerini değiştirmez. Yaşanan tüm koşullara rağmen devlet değişmedi fakat savaş halinde olmamız nedeniyle şu an gördüğümüz hataların yaşanması çok doğal” diye ekledi.
Suriye Halkı Ulusal Mücadelesini Kanıtladı
Devleti başarısızlığa uğratmak amacıyla, güvenlik, alt yapı ve ekonominin vurulduğunu ve kaos yaratılmaya çalışıldığını belirten el-Esad, fakat Suriye’nin bu aşamaya ulaşmadığını, yaşamın ve ekonominin büyük bir bölümünün zorluklara rağmen hala devam ettiğini dile getirdi.
Suriye halkının olaylar ve ayrıntılarla yaşayan bir halk olduğunu ispat ettiğine dikkat çekerek yaşanan herhangi bir patlamanın ardından ve enkaz kaldırma çalışmalarının bitmesinden hemen sonra doğal hayata dönüldüğüne işaret etti.
“Suriye halkı, herhangi bir terör saldırısının yeniden gelebileceğini bilerek işine dönmektedir. Biz yaşayan, kadere inanan bir halkız. Tüm bunlar bu duruma ulaşmış olmaktan korku duymamızı engelliyor” diye konuştu.
Batılı ülkelerin Suriye’yi yıkmak için her türlü maddi ve manevi araçlar, psikolojik ve sosyolojik yollar denediklerini ifade eden el-Esad, önlerinde sadece dış müdahale yolunun kaldığını, fakat bunu denemelerinin imkânsız olduğunu, çünkü savaşın sonlandırmanın başlatmak kadar kolay olmadığının altını çizdi.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı