DÜNYAHABERLERYemen

BM, Suudilerin Yemen’deki Katliamı Karşısında Neden Sessiz?

Suudi Arabistan krallık rejimi, yeniden Yemen sivil yerleşim merkezlerini bombaladı. Suudi hanedan rejimi ve işbirlikçilerinin savaş uçakları, Yemen şehirlerini bombalamaya devam ediyor.

Nitekim Suudi krallık rejimi Cuma günü bir binayı bombalayarak 9 kadın ve çocuğu katletti. İnsanlık dışı suçlarla savaş sucu işleme alışkanlığını sürdüren Arabistan’a hüküm süren Suudi krallık rejimi perşembe günü de Yemen’in kuzeyindeki Sa’de iline bağlı Sahn yerleşim merkezlerine saldırıp, çoğu kadın ve çocuk 16 masum insanı şehit etti.

Yemen halkının temel hak ve özgürlüklerini ayaklar altına aldığı ve Yemen’i parçalamaya ve topraklarının bir kısmını Suudi Arabistan’a bırakmaya çalıştığı için Yemen halkı tarafından görevinden alınan ve istifa edip, Arabistan’a sığınan eski cumhurbaşkanı Abdurrabe Mensur Hadi’nin yeniden iktidar olması için, Suudi krallık rejimi Amerika’nın desteğinde Fars Körfezi bölgesindeki bazı gerici ve dikta Arap rejimleriyle birlikte, 26 Mart 2015 tarihinde Yemen halkına ve direniş teşkilatlarına karşı hava saldırılarını başlattı.

Amerika işbirlikçisi Suudi Arabistan krallık rejimiyle diğer gerici Arap rejimleri, Mensur Hadi’nin meşru bir cumhurbaşkanı olduğunu, onun çağrısıyla hava saldırısı başlattıklarını iddia edip, yemen Halkının direnişini kırmak ve katliamlarına meşru hukuki kılıf uydurmaya çalışıyorlar. Suudi krallık rejimi ve yandaşları ayrıca, Yemen halkına karşı saldırıları mezhep savaşı olarak yansıtıp, bu ülkedeki Şii Husi aşiretlerinin Yemen’e hâkim olmasını önlemek amacıyla yapıldığını iddia etmektedirler.

Gerçek şu ki, Yemen halkına karşı yapılan savaş ne meşru bir cumhurbaşkanını iktidar yapmak, nede mezhep savaşı değildir. Abdurrabe Mensur Hadi’nin bir yıllık cumhurbaşkanlığı görevi uzatılmıştı. Halkın kıyamı ile birlikte,  görev süresi bitmiş olan Abdrabe Mensur Hadi, görevinden istifa etmişti. Cumhurbaşkanlığı seçimleri hazırlığı yapılırken, Suudi Arabistan’a sığınıp büyük bir ihanet içinde Kral Selman’ın dayatmasıyla Yemen Halkına karşı savaş ilan etti. Mensur Hadi ayrıca Yemen halkını bastırmak için Yemen el-Kaide örgütü ile yakın işbirliği yapıyordu. Son aylarda hunhar DAEŞ Tekfirci teröristleri de Yemen halkına karşı katliamlar yapmak amacıyla bu ülkeye nakledildi.

Cumhurbaşkanlığının hukuki ve demokratik meşruiyeti bulunmayan Mensur Hadi’yi iktidar yapmak için Arabistan tarafından başlatılan savaş, tamamen savaş ve insanlık suçu sayılıyor. Yemen halkının istemediği birini zorla sözde cumhurbaşkanı yapmak, bir milletin hür iradesi ve seçim hakkıyla kendi kaderini belirleme hakkının ayaklar altına alınması anlamındadır. Suudi krallık rejiminin Yemen saldırısı, on binlerce Yemen Müslüman halkının katledilmesi ve on binlerce İnsan’ın yaralanması, milyonlarca Yemenlinin mülteci durumuna düşmesinden başka bir işe yaramadı.

Suudi krallık rejiminin saldırıları sonucu, Yemen’in altyapıları, tarihi eserleri ve binaları, okulları, camileri, hastaneleri, su şebekeleri, elektrik şebekeleri gibi altı yapıları tahrip edilmiştir. Suudi Arabistan ve gerici diğer Arap rejimlerinin, batılı savaş uçakları ve bombalarını yemen halkına karşı kullanmaları ise, Müslümanlara karşı başlı başına bir ihanettir. Siyonist rejimin Filistin halkına yaptıkları katliamların benzerini, hatta daha geniş çaplısını, Suudi krallık rejimi Yemen halkına uygulamaktadır.

Dikta bir yönetim olan Suudi krallık rejimi, nasıl olur da Yemen’de demokratik ve seçimli cumhurbaşkanlığı düzeninin savunucusu olabilir. Suudi hanedan rejiminin Hangi bahaneyle olursa olsun Yemen halkına karşı sürdürdüğü katliamcı ve yıkıcı savaş, uluslararası ceza mahkemesinin kuruluş bildirgesinde yer alan, barışa ve insanlığa karşı savaş ve insanlık suçuyla savaş suçu sayılıyor. Suudi krallık rejiminin yemen halkının özgürlük, bağımsızlık ve demokratikleşme mücadelesine karşı başlattığı “Kararlılık Fırtınası” operasyonu, hezimete uğratılmıştır. Yemen halkı da ülke meclisinin kurduğu yüksek siyasi Şûra’yı destekleyip, Yemen’in yönetimini bu Şuraya bırakmış bulunuyor. Suudi krallık rejiminin de kazancı, dünya toplumunun ve insan hakları teşkilatların nefretini üzerine çekmiş olmasıdır. Nitekim insan hakları kuruluşları Suudi hanedan rejimi elebaşlarının savaş suçlusu olarak yargılanmaları gerektiğini vurgulamaktadırlar.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı