DÜNYAHABERLERİNSAN HAKLARIKüçük Manşetler

Hak – Batıl’a, Hizbullah – Hizbuşşeytan’a Galip Gelecektir

Duyarlı Okurlarımızdan bir kardeşimiz  tarafından kaleme alınan ve Sitemizin, Sizden gelenler Bölümüne  gönderilen, günümüz olayları ile alakalı, aydınlatıcı ve bir o kadar da düşündürücü çözümlemelerin yapıldığı harika bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Sizler’de yayınlanmasını istediğiniz yazılarınızı sitemize gönderebilirsiniz,yazılarınız editörlerimiz tarafından incelenip, uygun bulunduğu taktirde sitemizde yayınlanmaktadır.Bunun için tek yapmanız gereken yazınızı sitemizdeki herhangi bir yazıya yorum olarak eklemeniz.(islamaktuel.com)

 

Hak Batıl’a,Hizbullah Hizbuşşeytan’a Galip Gelecektir

Bu yazının belki aylar öncesinden kaleme alınması gerekiyordu. Ancak kısmet İslam’ın ezeli düşmanlarının Suriye üzerinde oynadıkları oyunların akamete uğradığı; türlü entrika, komplo ve hilelerinin iflas ettiği şu günlereymiş.
İslam’ın hatta tüm insanlığın düşmanı olan aşağılık Siyonistlerin uzun süredir hedef tahtasına oturttuğu bir ülkeydi Suriye. Zira Suriye’de halkın çok büyük bir kesiminin desteğiyle iktidarda bulunan Beşşar Esad, Siyonistlerle işbirliği yapmıyordu. Üstelik bununla da yetinmeyip İran İslam Cumhuriyeti’nden gelen silahları İslami Cihad, Hamas ve Hizbullah gibi İslam ümmetinin medar-ı ifiharı olan direniş hareketlerine ulaştırıyordu. Bu silahları alan mücahitler, Allah’ın da yardımıyla İslam düşmanlarına hayatı zindan ediyordu. İşte bu yüzdendir ki Müslüman Suriye hedef olarak seçildi ve Suriye toprakları şahit olduğumuz sınır tanımayan vahşetlere sahne oldu. Meselenin en garip en hazin taraflardan birisi de Suriye ile doğrudan savaşı menfaatlerine uygun bulmayan ABD ve Siyonist İsrail ile Batılı uşak ülkelerin Müslümanları sözde mücahid özde ise İslam’ın öğretilerinden zerre nasip almamış vehhabi-selefi grupları maşa olarak kullanmış olmalarıdır. Hedef Müslüman Suriye halkına direnişin safında yer almanın bedelini ödetmektir. Hem de katliamlarla ödetmektir. Bu habis emellerine ulaşmak için ise Afganistan’dan Pakistan’a, Libya’dan Lübnan’a, Tunus’tan Mısır’a, Katar’dan S. Arabistan’a, Fas’tan Yemen’e, Azerbaycan’dan Türkiye’ye kadar şümullü bir coğrafyadan eli kanlı ne kadar şer güruh varsa hepsini silahlandırıp harekete geçirmek suretiyle mazlum Suriye coğrafyasına gönderdiler. Bilerek veya bilmeyerek Siyonizm’e hizmet eden bu insanlar cihad edeceğini sanarak bu ülkeye akın akın geldiler.
Aslında İslam ümmeti bu kişileri ve sahip oldukları zihniyeti çok iyi biliyordu. Bunlar Muhammed Mustafa’nın amcası oğlu, Hülafa-i Raşidin’in dördüncüsü olan Hz. İmam Ali’ye hayatı zindan eden, ona haşa kâfir gözüyle bakan, İslam’ın özünü anlamaktan uzak Haricilerin kalıntılarıydı. Halihazırdaki âlem-i İslam da çok iyi tanıyordu bunları. Irak’tan aşinaydı Müslümanlar bu muzır insanlara. Mesela düğünlere, iş başvurusu için kuyruğa giren mustazaflara, polis merkezlerine, pazar yerlerine düzenledikleri intihar saldırılarından biliyordu bu habis canileri. Pakistan ve Afganistan coğrafyasından tanıyordu bu gaddar insanları. İnsanlara zorla sakal bıraktırıp zorla peçe taktırmalarından biliyordu bu cehalet tayfasını. Şahit oluyordu dünyanın muhtelif bölgelerinde işledikleri cinayetlere, türbe saldırılarına ve bombalama eylemlerine. Görünürde Müslüman ve ABD karşıtı ancak arka planda onların ortağı olan Zevahiri’lerden, Ladin’lerden tanıyordu bu iki maskeli aşağılık insanları. Buna rağmen sözümüz ona İslamcı medya(!) ile zaten çizgisi belli olan yani küfrü ortada olan gayri İslami medya –ki ikisi arasında hiçbir fark yok. Zira aynı amaca hizmet etmekteler.- ağız birliğiyle bu cani teröristleri ehl-i sünnet-mücahit gibi kimliklere bürüyerek öyle bir süslediler ki maalesef bazı saf ve temiz niyetli Müslümanlar onları kendilerinden bildi. Dualarında yer verip yardımlar topladı onlara. Balık baştan kokar ama maalesef geç ayıktık. Ümmet-i Muhammed olarak başımıza musibet gelmeden meseleyi idrak edemedik. Oysa “Müslüman bir delikten iki defa sokulmaz” buyuruyordu Resul-i Ekrem. Ancak bunlar türlü desiselerle Müslümanları delik deşik ettiler. Kendini sokmaya gelen yılanı dost sandı Müslümanlar. Bu azılı teröristler ne zaman ki tekbirlerle boğazımızı kestiler o zaman anladık bunların mayasını. Ne zaman ki cesetlerimizi parçalayıp nehirlere attılar o zaman tanıdık bu insi şeytanları. Ne zaman ki nurlu analarımızın, iffetli bacılarımızın ırzına dokundular o zaman anladık bunların asrın Yezitlerinin neferleri olduklarını. Ne zaman ki Hucr bin Adiy ve Cafer-i Tayyar gibi ashabın mümtaz şahsiyetlerinin türbelerini yıktılar o zaman anladık bunların Ebrehe ordusu olduğunu. Ve ne zaman ki kimyasal silahlarla geleceğimizi yok ettiler o zaman anladık bunların BÜYÜK ŞEYTAN AMERİKA’NIN müttefikleri olduklarını.
Ekranlarında İslami esasları hiçe sayan, gece gündüz demeden gayri ahlaki yayın yapan, İslam gençliğini fuhşiyat bataklığına iten, milli ve manevi değerleri yağmalayan, her an fitne ve fesat saçarak nesli ifsat eden bu habis medya; İslam uleması görünümlü Belam’larını, sinsi Haman’larını, azgın Şeddad’larını, batıla sevk eden Samiri’lerini kullanarak öyle bir oyun oynadı ki; Müslümanlar İsrail gibi bir mikrobu defalarca yenen, her daim Siyonistlerin karşısında duran, yüzlerce şehit veren, İslami izzet ve şehametin sembolü olan HİZBULLAH gibi bir hareketi ve lideri SEYYİD HASAN NASRULLAH’I düşman hatta işbirlikçi belledi. Oysa asıl işbirlikçiler onlarla her türlü askeri, siyasi ve iktisadi anlaşmaları yapanlardı. Onları “kadim dostumuzdur” diye tarif edenler, onlardan cesaret ödülü alanlardı. Lakin onların münafıklıklarını deşifre edemedik. Çünkü öyle inandırıcı bir kamuflajları vardı ki gerçek yüzlerini göremedik yahut görmek istemedik. Belki mezhep damarımız tuttu, belki ticaretimizin kesada uğramasından korktuk. Belki de başka başka hesaplar peşindeydik. Fakat şu mutlak ki bu olanlar ne Şiilerin ne de Sünnilerin menfaatine oldu. Akan kanlar, yükselen feryatlar hep Müslümanların oldu. Bu manzarayı seyredip huzur bulanlar ise birilerinin ezeli dost ve müttefik ilan ettiği ama hakikatte Sünnilerin, Şiilerin, Alevilerin, Türklerin, Kürtlerin. Arapların, Farsların kısaca tüm insanlığın ezeli düşmanı olan Siyonistler oldu. Biz dünyevi hesapların peşinde olduk onlar ise tüm insanlığın kurtuluş reçetesi olan Allah nizamının tar-u mar edilmesinin peşinde oldular.
İslam coğrafyasının hâlihazırdaki bu elim manzarasına rağmen bizler Allah’ın yardımından ümidimizi kesmeyeceğiz. Zira Allah’ın rahmetinden ümit kesmenin dinimizce büyük günahlardan sayıldığını bilmekteyiz. Yine bilmekteyiz ki hak batıla, tevhid şirke, iman küfre, Hizbullah hizbuşşeytana, uhuvvet adavete, hakikat yalana, nur zulümata, şecaat korkaklığa, ilim cehalete, vahdet tefrika ve ihtilafa galebe çalacaktır. Ve Üstad Bediüzzaman’ın (ra) dediği gibi “Şu istikbal inkılabatı içerisinde en gür seda İslam’ın sedası olacaktır.”

İlgili Makaleler

5 Yorum

  1. Allah razı olsun. Aydınlatıcı bir yazı olmuş.

  2. Eline, canına yüreğine sağlık kardeşim. Hakikatları defalarca dinlemek imanımızı arttırıyor. Allah ecrini bu dünyada ve ahirette verir İNŞALLAH.
    Takdiri Hüda, kuvveti bazu ile dönmez,
    Bir şema kşi Mevla yaka, üflemekle sönmez.

  3. ÇAĞIN MUAVİYELERİ ABD VE OBAMANIN KOYNUNDAN ÇIKMAZKEN UTANMADAN BİR DE ;BEŞŞAR ESAD GİBİ BİR ZALİMİN!!! YANINDA MI OLACAĞIZ DİYORLAR… GERÇEKTE İSE HEM KATİLİAMLARI KENDİLERİ YAPIP SURİYE YÖNETİMİNİ SUÇLUYORLAR, HEMDE ASRIN EN BÜYÜK ZALİMİ OLAN AMERİKA İLE MÜTTEFİK OLDUKLARI HALDE BUNUNLA GURUR DUYUYORLAR…HALKIMIZ BUNU GÖRSE KİMİN NEREDE DURDUĞUNU DAHA İYİ ANLAYACKTIR…

  4. Sayın muhammed el Şariki,Elimize ulaşmış bir yazınız bulunmamaktadır,lütfen tekrar gönderiniz

  5. Ilk islami guneydoguda .. cetelerden oluşan bir örgütler kuruldu müslüman Kürtleri Allah u ekber diyerek kadlettiler bugun suriye de ayni si yapiliyor eskiden cok insan lar kandirildi simdi kaldırılmadir kimse diyemez kendi istekleriyle sizin deyiminizle muaviye ordusu na katılıyorlar HZ OSMAN I unutmadik HZ ALI yi unutmadik hicbir z aman kerbelayi unutturmadik bzi biliyorsak herkeste biliyor inancindayim bunlar medine müslüman larina savas aciyorlar maksatlari su bu degil gerçek müslümanlar i yok etmektir yinede teşekkür ederim biraz da olsa bazı insanlar i aydinlattiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı