DÜNYA

Hasan Nasrullah’ın Konuşmasının Geniş Özeti

Seyyid Nasrallah’ın konuşmasının geniş özetini sunuyoruz:

“İran Gazze karşısında sorumluluğunu yerine getiriyor. Benim İranlılara nazım geçer ve Rehber’le olan muhabbetim sonucu Rehber’e nazım geçer ve size diyorum ki: Arap ülkeleri Gazze’ye gelir silah taşır ve silah verirse, füze verip onları eğitip askeri açıdan güçlendirirse, biz bu Arap ülkelerine teşekkür eder, onları över ve arkalarından gideriz. O zaman İran’ı hem para hem de silahtan kurtarırlar. Filistin’e verdiğini biz alırız.”

Muhaliflerin katlettiği insanlar Suriye halkından değil mi?

“Suriye meselesinde şunu söylemek istiyorum’’ Şu anki durum meseleleri daha bir içinden çıkılmaz hale getiriyor. Kim silahlı muhalefetin askeri açıdan kazanabileceğine inanıyorsa çok büyük bir yanılgı içindedir.

Bugün Suriye’de durum çok farklı bir sürece girdi. Başta mücadele halkla rejim arasında deniliyordu, bugün artık bu tespit tamamen yanlıştır.

Bugün Suriye’de halk gerçek anlamda ayrışmıştır. Rejim var, rejime karşı mutedil bir kitle var ve insanların büyük bir kısmı rejimin yanında. Eline silah alan, bölgesel ve küresel güçlere sığınan ve onların arkasında korunan belirli bir kesim var ve şu an durum silahlı çatışma halinde devam ediyor. Bazıları gelip seninle ahlaki düzlemde tartıştığını zannediyor. Sen Suriye halkıyla beraber misin veya halkın karşısında mısın? Ben şunu sormak istiyorum: Katana halkı Suriyeli mi? Yoksa ithal mı? Ceremana halkı Suriyeli mi? Yoksa ithal mı? Şam mahallelerindeki halk Suriyeli mi? Yoksa ithal mi?

Suriye’nin birçok iline bomba yüklü araçlar gönderiliyor, hem de ne zaman? Şu acımasızlığa bakın. Bomba yüklü arabalar saat 7.30 ile 8.00 arası gönderiliyor. Yani insanların okula ve işine gitmek için yollara döküldüğü zaman gönderiliyor. Patlamanın ardından insanlar yaralıları ve ölüleri toplamaya geldiğinde ikinci arabayı gönderip patlatıyorlar. Bu acımasızlığın ve ahlaksızlığın zirvesi, Bu halk Suriye halkı değil mi?

İki yıldan beri bize soru soranlara, bugün şunu sormak istiyorum: Silahlı muhalefetin öldürdüğü insanlarla ilgili duruşunuz nerde? Duvar kenarına dizilip kameralar karşısında kurşuna dizilen Suriye halkıyla ilgili ahlaklı duruşunuz nerde? Suriye’de yüksek binalardan aşağı atılanlarla ilgili ahlaklı duruşunuz nerde? Bunlar yoksa Suriye halkı değil mi? Bunlar ithal mı?

Kimse bize Suriye halkı edebiyatı yapmasın!

Şimdi kimse gelip rejim ve Suriye halkı edebiyatı yapmasın. Burada kendi düşüncesine göre varlığını müdafaa eden bir rejim var ve Suriye rejimini yıkmaya çalışan silahlı bir muhalefet var ve halkın belli bir kesimi onlarla. Suriye’de kanlı bir savaş var, şiddetli bir savaş.

Maalesef ben size şunu söyleyeyim: Suriye’de savaş çok uzun sürecek. Bunun nedeni silahlı muhalefet ve arkasında duran bölgesel ve küresel güçler Suriye rejimiyle masaya oturmayı reddediyorlar.

Masaya oturmayı reddetmek ne demek? Yani silahlı mücadeleye devam demek, yani öldürme, yıkım ve kanın daha fazla akması demek. Görüşmeleri neden reddediyorsunuz? Neden siyasi çözümü reddediyorsunuz?

El Kaide tuzağa düşmemeli!

Bütün bir açıklıkla size şunu söylemek istiyorum: Bugün elinde parasal gücü olan devletler var ve Suriye’de insanların bir sene, iki sene veya onlarca sene birbirlerini öldürmeleri onların umurunda bile değil. Onlar bir şey kaybetmiyor.’’ Para, köy halkı tabiriyle su gibi’’. Parayı maşallah o biçim gönderiyorlar. Ne kaybediyorlar? Bu çatışmanın asıl kazananı bölgesel güçlerdir.

Bizimle El Kaide arasında hiçbir ilişki yok, hatta bazen biraz gerginlik ve onlar tarafından bize karşı düşmanlık var. Şimdi onlar bize düşmanlık besliyorlar. Bugün El Kaide’ye çağrıda bulunup onlara şunu söylemek istiyorum: Amerika, Batı ve Arap ülkelerindeki bazı hükümetler Suriye’de size tuzak kurdular ve dünyanın her tarafından buraya gelmeniz için size alan açtılar. Londra, Paris, Suudi, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Pakistan, Afganistan ve başkaca yerlerden, Suriye’de birbirinizi öldürmeniz için ve siz bu tuzağa düştünüz.

Farz edelim ki, El Kaide veya onun düşüncesini taşıyan guruplar günün birinde bu savaşı kazansalar Suriye’de bedeli ilk onlar ödeyecek. Başka ülkelerde bedel ödediği gibi, kurulu bir tuzak var. Bugün sizlere ve 14 Martçılara aynı şeyi söylüyorum, dikkatli olun.

Bu savaşın kazananları Amerika ve İsrail’dir

Amerikalılar Suriye’de sorunun bitmesinde aceleci değiller, bilakis Suriye’de bu durumun uzamasını istiyorlar. Çünkü silahlı muhalefetin saflarındaki fazla ölümler, Suriye güvenlik güçleri ve ordusundaki fazlaca ölümler ve Suriye halkının bütün kesimlerinden gerçekleşecek fazlaca ölümler zayıf bir Suriye anlamına gelir. Yıkılmış bir Suriye, kanayan bir Suriye, bölgesel denklemde üzeri çizilmiş bir Suriye, bu kimin çıkarına? Şüphesiz Amerika ve İsrail.

Bugün stratejik itibar, milli itibar, siyasi itibar, mantıksal ve insani itibar, Suriye’de ölen her kişi için, her çocuk, kadın, yaşlı, eğilimi ne olursa olsun şiddetli bir şekilde üzülüyoruz ve bu duygular doğal duygulardır.

Hatta insani itibarımız gereği hepimiz siyasi bir çözüm için karşılıklı oturmalıyız. Suriye’de siyasi bir çözümü kim engelliyorsa, Suriye’dekilerin gerçek katili odur ve onların kanından o sorumludur. Söylemi, gerekçesi ne olursa olsun öldürmede ve kan akıtılmasında ısrarcı olan herkes gerçek suçlu ve gerçek katildir.

Tabi bugün durum daha da karmaşık hale geldi. Çünkü tekfirci guruplar güçlü bir şekilde sahaya girdiler ve güçlü bir varlığa sahipler hatta bu durum Suriye muhalefetindeki müttefiklerini bile ürküttü. Açıklamalarını dinleyin ve yazılarını okuyun. Korkmakta haklılar, çünkü bu gurupların başka ülkelerdeki tecrübelerini okuyan ürkmekte haklıdır. Geleceğe ürküyor, alternatife ürküyor. Bunlar Suriye’yi nereye götürüyorlar?

Dolayısıyla bu hususta ahlaki, insani, şeri, milli, stratejik ne derseniz deyin; Suriye’de siyasi anlaşma zemininin oluşması için herkesin bütün gayretleri sarf etmesi gerekir.

Gazze Zaferi büyük ibretlerle dolu bir zaferdir

Sözlerimi Gazze ile ilgili değinerek tamamlayacağım: Son günlerde 14 Martçılardan bir heyet Gazze’ye gitti. Gittiler tebrik ettiler, kutladılar, gördüler ve ülkeye dönerek açıklamalarda bulundular. Tabi 8 Martçılar içindeki bazı müttefiklerimiz şüpheyle bakıyorlar, mesele nedir? Neler oluyor?

Ben şahsi görüşümü söylüyorum, ben buna sevinen insanlardan biriyim ve bunun güzel bir şey olduğunu söylüyorum. Ben 14 Martçıları Gazze’ye gidip direnişe destek vermelerini, direnişin silahına destek vermelerini ve Gazze’de zaferi kutlamalarını teşvik ediyorum. Onlardan Lübnan’da direnişin silahına destek vermelerini, Lübnan’da direnişin zaferlerini kutlamalarını ve Lübnan zaferini onaylamalarını istemiyoruz.

Biz Lübnan’da direniş olarak; Gazze’de birileri direnişi kutlayıp, direnişin silahını desteklerse biz hakkımızı almış oluruz. Bundan da öte güzel olan bir şey var. Ben gazetelerden okudum, gazetelerin dediğine göre Gazze’ye giden bazı şahsiyetler döndüğünde şunu söylemişler:’’ Filistin toprağının bir karışından vazgeçmeyeceğiz’’. Güzel, dostum biz hangi şeyden dolayı ihtilafa düşüyoruz! Eğer Gazze’ye olan ziyaretiniz döndüğünüzde bu mantıkla konuşmanıza neden oluyorsa’’ Gazze’ye bizim adımıza gidin’’. Tabi bu duygusal bir yaklaşım ve inşallah siyasi bir duruşa dönüşür. Çünkü bu açıklamayı yapanın tabi olduğu siyasi gurup böyle demiyor. Arap birliğinin Filistinlilerin üçte iki topraklarını İsraillilere veren barış görüşmelerini savunuyor. Hani her karışı! Ancak bu düşünce duygusal bağlamda da olsa güzel ve siyasi açıdan iyi bir gelişme.

Gerçekleşen Gazze zaferiyle ilgili önceki gecelerde konuştuk, daha önceki söylediklerimize ek olarak: 2006’da 33 gün süren Temmuz savaşını hatırlayın sonrasında neler söylendi? Denildi ki: İsrail yenilmedi ve Hizbullah zafer kazanmadı, İsrail ordusunda bazı boşluklar vardı. Amir Perez savunma bakanlığından ne anlar? Genelkurmay başkanı havacı kara savaşından anlamaz! Olmert belediye başkanıydı Başbakanlığı devraldı. Hayır, hayır komutada boşluk vardı! Yoksa İsrail güçlü, kudretli ve büyük gücüyle yenilgiler tattırır’’ bu boşa çıkan bir atıştı’’.

Bu sözler bazı Araplar ve Lübnanlılar tarafından söylendi. Çünkü senin zaferini kabul etmek istemiyor, yani sen güçlü değilsin onlar hata yaptı’’ bu boşa çıkan bir atıştı’’ ve dediler ki, İsrail ordusundaki teknik ve bilimsel arızayı tespit edip eksik ve noksanlıkları bulmak için İsrailliler komiteler kurdular, Vinograt ve onlarca komite kurdular, ders ve ibretler aldılar. 2006’dan sonra İsrail ordusuna askeri ve teknolojik olarak dahil edilen büyük imkanlarla yeni bir ordu kurdular. 2006’dan şimdiye kadar İsrail tarihinde olmayan askeri, iç güvenlik eğitimi ve tatbikatları yaptılar. İsrail bütün ders ve ibretlerden faydalandı ve gelecek savaşta ‘’Bütün dünyayı’’ silecek.

2008 sonu ve 2009 başında Gazze’de savaş oldu. Bugün kutlamaya gidenler, o gün Gazze kaybetti dediler, kaldı ki bu zaferle daha önceki arasında bir fark yok. Aynı şekilde İsrail ordusu yenildi tahminimce savunma bakanı o zaman Barak’tı, Genelkurmay başkanı Eşkinazi idi ve burada da hayatı boyunca kara kuvvetleri kuzey cephesi komutanıydı vs. derslerden faydalandılar.

Şimdi 2012; Eğitim, tatbikat, dersler, ibretler ve büyük imkanlarla silahlanmayı gözünüzle gördünüz. Ey kardeş ve bacılarım! Ey Lübnanlılar! Ey Arap halkları! Gözlerinizle gördünüz. Savunmasız, kuşatılmış, avuç içi gibi olan, ne vadisi ne dağı nede direnişe yardımcı coğrafyası olan bir toprak parçasından atılan ve Tel Aviv’e düşen üç füze, Başbakan Natenyahu ve iç işleri Bakanı Barak’ı sığınaklara doğru koşmalarına sebep oldu. İsrail gerçeği böyleydi ve gerçekte’’ İsrail bu savaşta yenildi ve çözüm için yalvardı’’. Bu ibretlik değil mi?

İsrail tabutuna vurulacak çiviler, geliyor, yolda!

Bu neye delalet eder? 2006’da olanların’’ boşa çıkan bir atış’’ olmadığına delalet eder, Gazze’de 2009’da olanların’’ boşa çıkan atış’’ olmadığı gibi, 2012’de de olanlarda’’ boşa çıkan atış’’ değildi. Atış bir defa, iki defa, üç defa boşa çıkar sürekli boşa mı çıkar!? Biz futbol mu oynuyoruz. Burada hükümetler düşüyor ve bazı ülkeler savaşma tekniğini değiştiriyor. Ders ve İbretler alınıyor derken, güçlü, azametli, kudretli, ürkütücü ve korkutucu olan bu İsrail sonsuza kadar sona erdi, bitti.

Bu gerileyiş, kendilerinin stratejik gerileyiş olarak addettiği 2000’den sonra başladı. Mevzu sınır veya çizgi mevzusu değil, uzunluğu ne kadar ve kaç köy mevcut? Mevzu; İsrail’in şartsız ve koşulsuz bir şekilde direnişin darbeleri sonucu kaçarak, yenilgiye uğrayıp ve zelil olarak çıkması, stratejik açıdan yenilgidir ve bu yenilgi diğer çivilere kapıyı açan, İsrail’in tabutuna vurulan ilk çiviydi. Diğer kalan çiviler yolda geliyor inşallah.

İran Filistin için ne yaptıya akidesinden yaptı, bunun karşılığında bir şey beklemiyor

Son olarak, Gazze savaşı boyunca ve sonrasında konuşanlara, Filistin direniş gurupları ve özellikle Hamasla Hizbullah veya İran İslam Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin bir oyun olduğunu farz edenler, Maşallah- analiz- yapmayı da biliyorsunuz.

Birçok analiz yazıldı, Filistin direnişi İran’ın kucağından ayrılarak Arapların kucağına döndü ve Arap sancağı Araplara döndü ve Araplar Filistin’i almak için geri döndüler kabilinden çok şeyler söylendi.
Tabi tecrüben yola çıkarak, İnsan yazılanların birçoğunun temenni olduğunu, gerçek olmadığını bilir. Ancak ben iki şey söylemek istiyorum: Gazze ve Filistin konusunda bizim ilişkimiz bütün Filistinli guruplarla doğaldır ve bir şey değişmedi emin olabilirsiniz.

İran hususunda, İslam Cumhuriyeti Filistin halkına yardım ederken ‘Filistin direnişine yardım etmeye devam ediyor’, özellikle kendi içinde akidevi, dini, insani ve ahlaki görevini yapıyor bu kadar. Filistin direniş gurupları yetkilileri burada, birisi çıksın ve desin ki 20-30 yıldır İran bizden tek bir şey istedi, bundan fazla bir şeffaflık istiyor musunuz? Desin ki: İran bizden bir şey istedi, İran herhangi bir siyasi kararımıza müdahale etti, İran bize eylem yapın veya eylemleri durdurun dedi, İran bize gerginliği tırmandırın veya tırmandırmayın dedi, İran ateşkes yapın veya reddedin dedi, İran barış yapın veya yapmayın dedi, İran bizim örgütlenme şeklimize veya içişlerimize karıştı? Kesinlikle. Bir kişi çıksın ve bunu desin.

30 yıldan beri İslam Cumhuriyeti kayıtsız ve şartsız Filistin direnişine destek veriyor. Hatta şunu sizlere söyleyeyim teşekkür bile beklemiyor. Teşekkür mevzusu polemik olan başka bir mevzu, onu farklı zamanda konuşuruz.

Araplar buyursun gelsinler Filistin sancağını ellerine alsınlar, biz de onlara destek verelim

İran Gazze karşısında sorumluluğunu yerine getiriyor. Benim İranlılara nazım geçer ve Rehber’le olan muhabbetim sonucu Rehber’e nazım geçer ve size diyorum ki: Arap ülkeleri Gazze’ye gelir silah taşır ve silah verirse, füze verip onları eğitip askeri açıdan güçlendirirse, biz bu Arap ülkelerine teşekkür eder, onları över ve arkalarından gideriz. O zaman İran’ı hem para hem de silahtan kurtarırlar. Filistin’e verdiğini biz alırız.

Problem yok. Birileri Filistin ile İran’ın arasını ayıracağını zannediyor, Filistin davasını İran’dan ayırmak istiyor, bu çocukça bir rüya. İran’ın Filistin için istediği tek şey, halkının güçlü, muktedir olup kendini savunup topraklarını geri alsın.

Filistin halkının zaferine en çok sevinen İran’dır ve Filistin direnişinden bir şey istemiyor. Şimdi buyursunlar Filistin’in sancağını kim istiyorsa? Yeni Mısır mı, ya Allah buyursun alsın. Arap ülkeleri mi, ya Allah buyursun alsın.

Biz Hizbullah olarak her bir Arap ülkesi, her bir Arap lideri ve her bir Arap yöneticisine durup teşekkür ederek şöyle diyeceğiz: Biz Filistin uğruna seninleyiz ve senin arkandayız, Arap sancağı geri döner. Biz bu hususta hiçbir kaygı taşımıyoruz.

Hepinize teşekkür ederim.

İlgili Makaleler

3 Yorum

  1. Farz edelim ki, El Kaide veya onun düşüncesini taşıyan guruplar günün birinde bu savaşı kazansalar Suriye’de bedeli ilk onlar ödeyecek. Başka ülkelerde bedel ödediği gibi, kurulu bir tuzak var.

  2. mazlumun zalimden intikam aldığı gün zalimin zulmettiği günden daha acı olacaktır ey amerika ve israil ve ey onların sakallı yalamaları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı