DÜNYAHABERLER

Huvla Katliamı Soruşturmalarına İlişkin Ön Sonuçlar İlan Edildi

ŞAM – Huvla katliamını soruşturmakla yükümlü soruşturma komisyonu raporunun ön sonuçları; katliam kurbanı ailelerin çoğunun devlete karşı gelmeyi reddeden, karşıt gösterilere katılmayan ve silah taşımayan barışçıl aileler olduğunu ortaya koydu.

Raporda, silahlı terör gruplarıyla anlaşmazlık içinde olan bu ailelerin bombalama yoluyla değil ateşli silahlar ve kesici aletlerle yakın mesafeden katledildikleri belirtildi.

Komisyonun ön sonuçları, Huvla’da toplanan silahlı terör gruplarının bölgeye girmeyen asayiş güçlerine düzenlediği saldırı sırasında kurbanları tasfiye ettiğini gösterirken cesetlerin birçoğunun asayiş güçleriyle çatışmaya giren teröristlere ait olduğunu açığa çıkardı.

Soruşturma Komisyonu Başkanı Tuğgeneral Kasım Cemal Süleyman bugün Dışişleri ve Gurbetçilere Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında, devam eden soruşturmanın ön sonuçlarının ayrıntılarıyla şahit ve kanıtların güvenliğine özen gösterilerek Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığına sunulduğunu bildirdi.

Tuğgeneral Süleyman, Ordu ve Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığının 43 sayılı idari emriyle oluşturulan komisyonun soruşturması sırasında korkunç katliama doğrudan tanıklık eden görgü tanıklarının kanıtlanabilir ifadelerini temel aldığını söyledi.

Komisyon başkanı, tanıkların bir kısmının televizyon ekranlarına çıkacağına işaret ederek ön sonuçların asayiş güçlerinin beldede maruz kaldığı silahlı saldırıya ilişkin kanıtları içerdiğinin altını çizdi.

Tuğgeneral Süleyman, Huvla bölgesinde konuşlanan asayiş güçlerine ait beş güvenlik noktasının saldırıya uğradığına işaret ederek bölgeyi hedef alan silahlı eylemin devletin varlığını tamamıyla ortadan kaldırıp devlet denetiminden soyutlamayı amaçladığına dikkat çekti.

20120531-222042.jpgSilahlıların Cuma namazının ardından köy içinden toplanan silahlıların el-Resten, el-Saan, Bercekai, el-Semalin ve farklı bölgelerdeki silahlıların koordinasyonu ve çevre bölgelerden gelen yaklaşık 600 ila 800 silahlının desteğiyle eşzamanlı bir saldırı başlattıklarını belirtti.

Saldırıda, havan topları, makineli tüfek ve tanksavar füzeleri gibi ağır silahlar kullanıldığını bildiren Süleyman, saldırıların asıl hedef olan asayiş güçlerinin iki noktasına odaklandığını, ilk noktanın Teldo beldesi girişinde, ikinci noktanın ise Saat bulvarında olduğuna işaret etti.

Tuğgeneral Süleyman, belde dışından gelen silahlı grupların güvenlik güçlerine yönelik saldırılarla eşzamanlı olarak barışçıl aileleri tasfiye etmeye giriştiğini dile getirerek katliamın silahlı grupların yoğun olduğu ve asayiş güçlerinin ne katliam öncesinde ne de sonrasında girmediği, asayiş güçleri noktalarının konuşlandığı yere uzak bir bölgede gerçekleştirildiğinin altını çizdi.

“Asayiş güçleriyle silahlı terör grupları arasındaki çatışmaların seyrinden asayiş güçleri elemanlarının konuşlandığı yerden ayrılmadığı ve kendini silahlı gruplara karşı savunduğu ortaya çıktı” diyen Süleyman, uydu kanallarında yayınlanan görüntülerin katliamın yakın mesafeden açılan ateş ve kesici aletlerle yapıldığını gösterdiğine dikkat çekti.

Süleyman, kurbanların cesetleri üzerinde yanma, ezilme ya da havan saldırısı sonucu yıkılmış binaların enkazı altında kalma gibi izlere rastlanmadığını, bununla birlikte havan topu şarapnelleri sonucu kurbanların bedenlerinde herhangi bir hasarın meydana gelmediğini belirterek bunun olayın doğrudan yapılmış bir tasfiyeden ibaret olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Süleyman, “elde edilen ön bilgiler silahlı terör gruplarının beldeye girmeleri durumunda asayiş güçlerini hedef almak üzere Teldo beldesinin çevresinde beş havan topu yerleştirdiğini ortaya koydu. Katliamda hayatını kaybedenlerin çoğunluğunun çocuklardan oluştuğu gözlemlendi. Çocukları katletmek asayiş güçlerinin değil silahlı terör gruplarının fitne ve mezhep çatışması yaratma, vatan birliğini baltalama amaçlarına hizmet etmektedir. Bu durum devlet ve ordunun çıkarlarına aykırılık teşkil eder” diye konuştu.

Komisyon Başkanı, söz konusu bölgede yapılan inceleme ve alınan doğrudan ifadelerde, katliam kurbanlarının barışçıl ailelerden oluştuğu sonucuna ulaşıldığına değinerek bunun ülkeye karşı insani ve askeri müdahale gerekçesi yaratma amacı taşıyan silahlı grupların katliamda çıkarı bulunduğunu kanıtladığını ifade etti.

Süleyman, katliamın ilk hedefinin Milletvekili Abdülmuti Meşleb’in yakınları olduğuna işaret ederek terör gruplarının başta Meşleb’den intikam almayı hedeflediklerine, daha sonra katliamı genişleterek başka ailelere yöneldiklerine işaret etti.

Komisyon Başkanı, silahlıların uzun süredir bölgede yoğun şekilde konuşlanması nedeniyle bilgileri dışında bölgeye herhangi bir grubun girmesinin mümkün olmadığını belirterek katliamın bir parçası olarak gösterilen cesetlerin bir kısmının asayiş güçlerine yönelik saldırı sırasında etkisiz hale getirilen silahlı teröristlere ait olduğunu beyan etti.

Süleyman, silahlı terör grupları tarafında gerçekleştirilen katliamın uluslar arası topluma BM Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın Suriye’ye gelmesiyle eş zamanlı olarak Suriye’de bir iç savaşın başladığını gösterme çabası kapsamında yer aldığını ifade etti.

Makdisi: Diğer Taraflar da Üstlerine Düşeni Yapmalılar

Kendi tarafından Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı Resmi Sözcüsü Cihad Makdisi basın konferansında yaptığı açıklamada ilan edilen sonuçların soruşturmanın ön sonuçları olduğuna dikkat çekerek; soruşturmanın tamamlanması halinde sonuçlarının uluslararası topluma gönderileceğini belirtti.

Makdisi; herkesten önce Suriye’nin BM Gözlemciler Heyeti Başkanı General Robert Mood’tan bölgeye gitmesi ve durumları gözlemlemesi talebinde bulunduğuna dikkat çekerek; Suriye’nin gerçeklerden çekinmediğin, tam aksine ortaya çıkmasına çaba harcadığının altını çizdi.

Suriye’ye yönelik savaşta güvenlik ve istikrarı sabote etmek için büyük çabalar harcayan uluslararası ve karanlık güçlerin bulunduğuna dikkat çeken Makdisi; bu güçlerin Suriye’de fitne yaratma ve şiddeti tırmandırmaya çalıştıklarını, fakat Suriye toplumunun içsavaşa asi olduğunu belirtti.

Makdisi; Suriye’de bir çok katliamda bulunmalarıyla halkın tümü arasında fitne yaratmak ve dış müdahalelere zemin hazırlamayı hedeflediklerine işaret etti.

20120531-222141.jpgBM Suriye temsilcisi Kofi Annan’ın Suriye ziyaretine eş zamanlı olarak ABD ve batılı bir kısım ülkelerin toplu olarak Suriyeli diplomatları uzaklaştırma kararı ilan etmelerinin garipliğine işaret eden Makdisi; bunun tesadüften ibaret olmadığına dikkat çekti.

Makdisi; BM genel sekreterinin dünyada güven ve istikrarı koruma görevinden vazgeçip halk savaşlarının müjdecisi olmasının esef verici olduğunu ifade etti.

Bakanlık ve Suriye’de görev yapan BM gözlemcileri arasında kesintisiz bir iletişimin bulunduğunu belirten Makdisi; tüm verilerde alışverişin yapıldığını ekledi.

Makdisi; şiddete son vermede Suriye’nin üstüne düşen sorumlulukları yerine getirdiğine dikkat çekerek, fakat şiddetin tek taraflı olarak sona ermesinin mümkün olmadığını söyledi. Bunun için bölgesel taraflar ve muhalif güçlerin de üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri önemine vurgu yapan Makdisi; bu tarafların sorumluluklarından kaçtıklarına ve çözüm çabalarının tekerine çomak soktuklarına dikkat çekti.

Makdisi; Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad ve Annan arasında yapılan görüşmenin altı maddelik planın hayata geçirilmesinde gerçekçi ve yapıcı olduğunu belirtti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı