DÜNYAİNSAN HAKLARIKüçük ManşetlerMEDYA ANALİZSon DakikaTÜRKİYE

İsrailin kayıplarına, İsrail’den daha çok içi yanan siyonist sevdalılar

“Hak geldi, bâtıl zail oldu (yok oldu). Muhakkak ki bâtıl yok olacaktır “

Batıl bir defa daha tüm mevcudiyetiyle yerin dibine battı, batmaya mahkûmdur.

Ve nihayet İlahi vaad bir defa daha gerçekleşti. Korsan İsrail Rejimi, İslam ümmetinin yüz akı, direnişin zinde kuvveti Hizbullah tarafından bir defa daha zelil edilerek, onlarca askeri cehenneme gönderildi.

Hizbullah’a göre henüz bir başlangıç, bir ön saldırı, küçük bir prova olarak değerlendirilen olay, Siyonistlerde üst düzeyde korku ve panik oluşmasına ve korsan İsrail yönetim kademelerinin korku nöbetleri geçirmesine neden oldu.

Bu olay, her ne kadar Hizbullah ve direniş için küçük bir adım olsa da,  Başta İsrail olmak üzere, tüm Siyonist mahfiller ve onlardan bozma bazı çevreler için son derece acı olmuş, Hizbullah Şehidlerinin düşürdüğü maskelerinin altındaki habis yüzlerinin, derilerini dahi soymuştur. Bu yüzssüz şeytanların, ümmetin yüz akı Hizbullaha karşı, çatal dillerinden çıkıp, salyalı ağızlarından akan “Haydi Nasrallah Yolla Füzelerini Siyonist Çetenin Üzerine!” Tarzı zehirli sözleri gerçekten kim olduklarını bir defa daha ortaya koymuştur.

Rahmetli İmam Humeyni tarafından Kurulduğu günden bu yana, İslami ve insani maslahatlardan başka hiçbir şey gözetmeyen ve başta ABD, Korsan İsrail ile Emperyalistlerden başka düşman tanımı yapmayan, İslam ümmeti ve Mazlumları, Dini, Mezhebi ve kavmi herhangi bir ayrıma tabi tutmadan savunan Hizbullah, İran İslam İnklabından aldığı güç ile dün olduğu gibi bu gün de İslamın bayraktarı ve mazlum halkların sığınağı olmayı, İslam’ın gereği bir görev bilip o görevi icra etmiştir.

Öz Muhammedi İslamdan,Kur’an ve Ehl-i Beyt-i resulden, O pak neslin asrımızdaki temsilcilerinden aldığı güç ve ilham ile yoluna devam eden Hizbullah, Emperyalist ve Siyonistlerle olan savaşında hiç bir zaman tökezlememiş, hiçbir zaman geri adım atmamış ve her attığını “sen atmadın Allah attı” düsturuyla hedefe vurmayı başarmıştır.

Kur’ani bir gerçek olarak, Rehberiyet eksenli Hizbullahi hareketin, halklar nazarındaki itibarlı yükselişi, kimliklerine bakmaksızın gönülleri alması, Vahdetçi, birleştirici, toparlayıcı yönü ve mücadele alanındaki sebatı, kısaca Hak oluşuyla Siyonistlerin beklemedikleri bir gerçek olarak karşılarına çıkmış ve hayallerindeki, Dünya milletlerini yok ederek, Yüzlerce yıllık planları olan, Büyük İsrail İmparatorluğunu, Arz-ı mev’ud’u  kurma, BOP ve Afrika planlarını uygulama arzularına son vermiştir.

Yakın zamana kadar bildik yöntemler ve karalama kampanyalarıyla, Hizbullah ve direniş hakkında fitnelerine devam eden Siyonist çevreler, kendilerince yeni bir oyun devreye sokup, hem İsrail’in güvenliğini garanti altına almayı ve hem de Hizbullah ve direnişi itibarsızlaştırarak, kendilerinin Dünya ve bölge hakkındaki planlarını gizlerken, özellikle de İslam dünyasına  Filistin ve Mescid-i Aksa davasını unutturma avantajlarını siyonizme kazandıracak, detaylarına girmeyeceğimiz habis oyunlarını Suriye’de  sahnelendiler.

Başta ABD  olmak üzere yaklaşık 80 ülkenin ortak mutabakatı ve desteği ile girdikleri Suriye’de karşılarında Hizbullahı gören ve yine başta Kusayr olmak üzere tüm Suriye’de Hizbullah ve Suriye ordusu tarafından ağır yenilgilere uğratılan Emperyalistlerin Müslüman görünümlü ordusu-maşası tekfirci terörist grupların dağılması, olayı yeni bir sürece taşımış ve bu güne kadar sözde “ Suriye olayına bulaşmıyoruz” duruşu sergileyen ama aslında filmin finansörü, senaristi, yönetmeni kısaca her şeyi olan İsrail’in daha fazla dayanamayıp Suriye topraklarına saldırmasına sebep olmuştur. İsrail’in bu saldırısı başta da belirttiğimiz gibi maskeleri düşüren, Hizbullah komutanlarının Şehadete ermesi olayıyla neticelenmiştir.

Gelinen süreçte Hizbullah’a bağlı bazı gruplar, İsrail’i beklemedikleri bir anda ve beklemedikleri bir şekilde vurmuş, her ne kadar ülkemizdeki bazı Siyonist bozması site ve haber kaynakları tarafından “İsrail’in bir aracı vuruldu” şeklinde basitleştirilmek istense de aslında onlarca askerin ölmesiyle sonuçlanan büyük bir olay olduğu Korsan İsrail medyasınca da açıkça ifade edilmiştir.

Bu gün Hizbullah’ın, İran tarafından verilen, Suriye kanalıyla elde ettiği füzeleri, İsrail ordusunun karargahlarına düşmüş, başta Filistin olmak üzere, mazlum halklara soykırım uygulayan, Siyonist İsrail askerlerinin cehennemi boylamasına neden olmuştur.

Filistin halkı, Filistin direniş hareketleri, HAMAS, İslami Cihad ve diğer gruplarca coşkulu bir şekilde karşılanan bu  zafer, başta İsrail olmak üzere Tüm Siyonist mahfillerin ciğerini dağlamış, içlerini yangın yerine çevirmeye yetmiştir.

Ayrıca bu olay,Büyük şeytan Amerika’nın yüreğini yakmış, besleyip büyüttüğü, veled-ü zinasını, İsrail’ini kaybetme korkusunu yaşamasına neden olmuştur.

Bu saldırı, Amerika ve İsrail’e “stratejik ortak”, “kadim Dost” diyenlerin de ciğerlerine bir hançer gibi saplanmış, uykularının kaçmasına neden olmuştur.

Ve yine bu saldırı, BOP planlarının icracılarının heveslerini kursağına tıkamış, sinelerinde alevler yükselmesine neden olmuştur.

Beklenmedik bir zaman da gerçekleşen bu saldırı, İslam adına hareket eden ama, kalbinde Siyonizim aşkı yatan habislerin, o necis kalplerine bir kurşun misali girmiştir.

Bu saldırı, ümmeti Cihad adı altında Suriye bataklığına çekmeye çalışan, çatal dilli, Alim-molla kılıklı şeytanların da oyunlarını bozmuş, cehennem ateşinin yakıcı sıcağını Dünya’da hissetmelerine neden olmuştur.

Ve bu saldırı, “Haydi Hizbulah vursana”, “İsrail ile anlaşmalı”,”İsrail’e bir füze atmaz” diye ağız büken, kısık gözlü, gözlüklü şeytanları ve yönettikleri siteleri aracılığıyla, İsrail’in Hizbullah’a saldırısını “ben yaptım “ tarzıyla üst’lenen Batılsözleri’de deşifre etmiş, yüreklerindeki yangınla akıllarını kaybedip meczuplaşmanın hafifliğini yaşamalarına neden olmuştur.

Hülasa, İslam ümmetini, mazlum ve mustaz’af halkları, şeref ve haysiyet taşıyan, onurlu her insanı, neşe ve sevinç deryalarına daldıran bu operasyon, Siyonistler ve onlardan bozma, yazar-çizer-gazeteci-siyasetçi takımında derin yaralar açmış, beyinleri, kalpleri, ruhları, kısaca her şeyleri olan, Cenin-i Sakıt İsraillerinin darbe alması, habis ruhlarını matemlere sürükleyerek, tedavisi mümkün olmayan hastalıklara dûçâr olmalarına neden olmuştur.

Halktan kopuk, tabansız, temelsiz marjinal bu tipler, Kendilerince yazdıkları  yazılarına,  yine kendileri yaptıkları yorumlarda, “Nasrullahtan neden özür dileyeyim ki” moduna  girselerde, ne Nasrullah’ın ve ne de Direniş blokunun onların habis dillerinden dökülecek Özür cümlelerine ihtiyacının ve beklentisinin olmadığının bilinmesi gerekmektedir.

İçleri dışlarına yansımış, çirkin suratlı bu habislerin,  İran İslam Cumhuriyeti, Direniş, Hizbullah ve Hasan Nasrallah hakkında Kurduğu ve kullandığı cümlelerin, kendi pisliklerine delalet etmesi açısından son derece önemli olduğu açıktır.Şeytani ağızlarından akan lağamları kime bulaştırmak istediklerinin halkımız tarafından bilinmesi ise yeterli olacaktır.

Siyonist efendilerinize hayatı zindan eden Çelik bir irade ve mazlumlara hayat kaynağı bir güneş hükmünde olan Hizbullah ve O’nun kahraman komutanına saldırarak, bir yandan halkları o güneşten uzaklaştırıp, İsrail’in güvenliğini sağlama  ve diğer yandan kendinize bir katma değer yaratarak, adam yerine konulmak isteğiniz net bir şekilde ortadadır. Siz kendi pisliğinin içinde debelenen mahluklar gibisiniz, Tabiatı gereği koku ve pislik yayan bu haşeratlardan hiç kimse özür beklemez ve onun hırlayıp, havlamalarını da dikkate de almaz. Siz kendi pisliğinizde debelenin ve umut kaynağınız İsrail’in acı hezimetlerini görerek kininizden geberin. Kaldı ki, başını İran İslam İnklabının çektiği direniş blokunun büyük zaferlerini hep birlikte görüp, sizin çamur deryasında kendi pisliğinizi yediğinize de şahit olacağız.

Şanı yüce Hizbullah’ın, İslam dünyası ve mazlum halklara armağanı ve  İlahi müjdelerin bir ön sözü, olan bu zaferini kutluyor, bu günleri biz aciz kullarına gösterdiği için Rabbimize hamd ediyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı