DÜNYAİNSAN HAKLARISon Dakika

Müslüman ülkelere saldırı rekortmeni Obama oldu

Suriye topraklarında belirlenen hedeflerin Eylül ayında bombalanması ile Obama başkanlık döneminde Amerika askeri saldırısına maruz kalan ülke sayısı 7’ye ulaştı. Geçenlerde, Cumhuriyetçi partinin zaferi ile hem temsilciler meclisi ve hem senatoda çoğunluğu elde etmeleri ile sonuçlanan Amerika kongre ara seçimlerinin ardından Başkan Obama yaptığı açıklamada, yeni kongreden askeri güç kullanma izni almaya çalışacağını belirtti. Fakat Irak ve Suriye’de yapılan hava saldırıları, 3 aydan beri devam etmekte. Gerçi Obama siyasetlerini eleştirenler, 3 aydan beri başlayan bir askeri müdahaleye kongreden izin almak, kongrenin daha önce hükümetin karışmasını açıkça ve kesinlikle men ettiği bir askeri müdahaleye karışmaktan daha iyi olduğunu savunuyorlar. Fakat Obama yasalarla açıkça çelişen girişimlerde bulunmakta uzun bir geçmişe sahip, tıpkı günümüzde parçalanma eşiğinde olan Libya’ya Washington’un askeri müdahalesi gibi.

Eylül ayında Suriye’de belirlenen hedeflerin bombalanması ile Obama’nın başkanlık döneminde Amerika’nın askeri saldırılarına hedef olan Müslüman ülke sayısı 7’ye çıktı. Bundan önce Afganistan, Pakistan, Yemen, Somali ve Irak, Obama’nın direkt emri ile askeri saldırıya maruz kaldılar. Bu da Amerika başkanının 2009 yılında sözde barış çalışmaları için layık görüldüğü Nobel barış ödülü ruhu ile ne kadar yabacı olduğunu gösteriyor.

Zira onun savaş tamtamlıkları ve askeri saldırı direktifleri, barış çalışmalarından daha fazla olarak tarih yapraklarında kayda geçmiştir. Başka bir ifade ile Obama Irak’ta IŞİD mevzilerini bombalama emri ile ard arda Irak’ı bombalama emri veren 4. başkan unvanını aldı.

Görünüşe göre Amerika’nın askeri ve kanlı saldırıları, artık önemsenmeyecek kadar fazla ve sürekli hal artmıştır. Bir süre önce Amerika’ya ait İHA’dan fırlatılan bir füze Yemen’de 10 kişinin ölümüne sebep oldu. Genelde öldürülenler, “silahlı şüpheli milisler” olarak açıklanıyor. Bu da şu anlamı taşıyor: Bunlar muhtemelen silah taşıyabilen erkeklerdir, bu yüzden şüpheliler ve bir gün silah taşıyabilecekleri için milis güç olabilirler. Bu yüzden ölündürülmeleri gerekiyor, zira Amerika direktifindeki milis güçler değiller. Benzer insan kayıpları Amerika medyasının önemseyeceği bir olay olmadığından asla söz konusu bile değiller.

Amerika’nın dünyada savaş yanlılığının aydınlanması için bir soruya cevap vermek gerekir. İslam dünyasında 80’li yıllardan itibaren kaç ülke Amerika bombalarının hedefi olmuş veya işgal edilmiştir? Bu soruya cevap vermekte, Amerika ordusu eski albay ve çağdaş askeri tarih yazarı Andru Baçeviç’in Washington Post gazetesindeki makalesi bize yardımcı olacaktır. Baçeviç şöyle yazıyor: Amerika’nın Müslüman milisleri “çökertmek ve sonuçta yok etme” çabaları Suriye’ye kadar uzanmışken, Irak’taki 3. savaşı da Ortadoğu’nun 14. savaşı olarak tanımlamak gerekir. Başka bir ifade ile Suriye, İslam dünyasında Amerika’nın askeri saldırısına maruz kalan en az 14. ülkedir. Bu saldırılarda Amerikalılar ya öldürmüş ya da öldürülmüştür. Bu rakam sadece 80’li yıllardan günümüze kadardır ve İran, Libya, Lübnan, Kuveyt, Irak, Somali, Bosna, Arabistan, Afganistan, Sudan, Kosova, Yemen, Pakistan ve şimdi de Suriye’yi oluşturuyor. Tabi ki söz konusu Amerikalı yorumcu, Filistin gibi diğer Müslüman ülkelerin Siyonist rejim tarafından ve Amerika’nın tam desteğinde işgal edilmesi ve bombalanmasına kendi raporunda yer vermiyor.

Rapor ayrıca Amerika tarafından demokrat hükümetlere karşı darbeleri, masum insanlara işkenceleri ve uzun süreli hapislere ise değinilmiyor. Bu arada Amerika’nın dünyanın diğer bölgelerinde örneğin Karayipler ve Afrika’daki kefalet savaş ve işgallerini de Amerika’nın uzun cinayet listesine eklemek gerekir. İlginç olansa Batının medya ve propaganda sistemi, Amerika’nın cinayet listesine gözlerini kapatarak, muazzam bir sermaye ve tüm vaktini Müslümanlara karşı propaganda için kullanıyor.

Bu arada Amerikan medyasının, Washington’un çıkarlarına ters olan ya da olmayan olayları, kötü ya da iyi göstermedeki rolünü unutmamak gerekir. Zira söz konusu medya kuruluşları bir toplum hakkında yargıda bulunarak batı açısından o toplumun ileri ya da geri kalmışlığını belirler ve yorumlayarak dünyaya yutturmaya başarır. Bu arada Müslümanlara karşı karalama ve tahrip çalışmaları ise, Batı ülkeleri ve Amerika’nın müdahaleci politikaları ve saldırılarını haklı çıkarmak amacı ile gerçekleşir. Batı medyası Müslümanlara karşı tamamen belli bir çalışma programına sahipler, o da eğer bir Müslüman özellikle batının değer yargıları ile uyumlu değilse, bu olayı tüm Müslümanlara karşı kullanmak üstelik bu konudaki reklamlarda sade bir olayı, uluslararası bir krize dönüştürmektir.

Fakat ilginç olan ise Müslümanlar tarafından her davranışı, insanlığa karşı bir tehdit olarak yansıtan bu medyalar, savunmasız insanlara karşı cinayet işleyen, bombalayan ve işgal eden, kadın ve çocukları kana bulayan ve hiçbir cinayetten çekinmeyen ülkelerde yaşıyorlar. İslam’ın tüm şiddet olayların kaynağı olduğunu, büyük bir çaba ile kabul ettirmeye çalışan Amerikalı ve İngiliz yetkilileri, güdümlü senaryolarla kendi çıkarlarını temin için, Müslümanları düşman ve tehdit olarak göstermeye çalışıyorlar. Bu, batılıların her zaman çok iyi bir şekilde kullandıkları bir bahanedir fakat iktidarı döneminde 7 ülkeye askeri müdahalede bulunan bir başkanın Nobel barış ödülünü kazanmasından daha komik bir şey olamaz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı