DÜNYAİNSAN HAKLARIMEDYA ANALİZSİZDEN GELENLER

Sizden Gelenler-İran İslam Cumhuriyetinin Nükleer Anlaşma Zaferi

Sizden Gelenler Köşemize,bir kardeşimiz tarafından gönderilen yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.Sizinde de Kaleme aldığınız yazılarınız varsa ve  yayınlanmasını istiyorsanız,yazınızı sitemize ulaştırabilirsiniz.(islamaktuel.com)

Bismihi Subhanehu
Değerli kardeşlerim ben naçizane İslam İnkılabının nükleer müzakereler neticesinde kazandığı zafer sonrasında kafalarda oluşan soru işaretlerine bir nebze olsun cevap arayarak gölgede kalan olayları ve bu haklı zaferin muhatabı olan taraflara getirdiği sonuçlar üzerine bir iki yorum getireceğiz. Rabbim şimdiden sözümü anlaşılır  kılsın.
Biz İslam Ümmeti Hicri yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde hep yeni yılın Ümmet-i Muhammed’e (SAV) zaferler getirmesini nusret ve inayetini esirgememesini, Mazlum ve bircik Kudüs’ün tarihteki anlı şanlı yeri ilk Kıblemiz olma şerefine nail olduğu gibi vakur haline dönmesini, bu uğurda ödenen kutsi bedellere bizlerin emeğini, alın terini ve kanını katmasını, alem-i İslam’ı şu sancılı süreçlerden kurtarıp mehdi-i muntazar gönüllerimizi selamete erdirip huzur ve sükûn bulsun diye el açıp dua ederiz.
Tam da burada gündeme gelen gerek kavlî, gerekse fiilî duanın tecellileri bizleri mes’ud ve bahtiyar etmişken ki nükleer müzakerelerin zaferle intac olmasından bahisle, bugünlerde birilerinin kulaklarına içlerindeki şeytanın fısıldadığı -bir zafer, bir inkılâb- başlatılan bir kara propaganda ve kirli bir kampanya ile itibarsızlaştırılmak, gözden düşürülmek, kazanılan zafere gölge düşürmek için kaynağı belli malum odaklardan pompalanan yalan ve iftiralarla İran İslam Cumhuriyetinin seney-i devriyenin bu ilk aylarında 5+1 ülkeleri (haydut devletler/Dr. Ahmedi Nejat) ile kararlılıkla ve tavizssiz yürüttüğü nükleer müzakereleri savaşın barıştaki adı olan diplomasi ile elde ettiği zafer direniş cephesinde büyük bir sevinç ve şükür ile karşılanırken, malum çevreler yani fena fi’l İsrail-Siyonizm ve avaneleri, içimizdeki uzantıları çift karekter(siz)li ruh hali ile İsrailci kanat şahini oynarken, Hizbuşşeytan ve İslam görünümlü İsrailler (başta Körfez Ülkeleri) olmak üzere hem haklı sevince gölge düşürmek hem de “Yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın (cc), kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? (Muhammed:29), De ki kininizden çatlayın-ölün (Al-i İmran:119)” düstur-u İlahisi gereği, gereği gibi davranmış, tarihteki rolleri icabı İblis’i, Fir’avn’ı, Nemrut’u (lanetullahu’l ecmain) v.s oynamaya devam etmiştir. Aslında yazının çerçevesi çok açık ve net iken zaferin büyüklüğü, bu büyüklüğü ortaya koyan realite münafıkların çatlamasına bizlerin de bu hezeyanlara bu minvalde cevap vermemize neden olmuştur.
Şimdi bu kadar net; İnkılabî direniş cephesi zaferin haklı gururu, âziz dinimizin izzeti gereği bu zaferin Hâk ve halklar nezdinde ulviyetine dikkat çekerken, Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah’ın mazlum ve mustazaf halklar adına teşekkür ve tebriğimizi yüce Rehberiyete iletirken, eş zamanlı olarak komutsuz ve programsız konuş(a)mayan bu malum kuklalar ellerinde kalemleri zehir saçmaya “mutu bi ğayzikum” olmaya devam etmekteler.
Peki dert ney, hangi yaralarına tuz basıldı ya da kuyruğu kıstırılmış hayvan misali neden ciyak viyak ediyorlar. Cevap çok basit ve net; oyunları bitiyor, sahne artık dar geliyor ve en önemlisi zaman tükeniyor. Yüce İmam Humeyni (ra) liderliğinde ve O’nun mazlum-mustazaf ümmete bıraktığı vasiyetten bir milim sapmayan Rehber Seyyid Ali Hamaney (ra)’ın dirayetiyle altından kalkılması zor gibi görülen bütün fitneler (Ahir zaman) ve onca herc-ü merc (Suriye olayları ve Arap baharı) sırasında direnişe pusulasını şaşırtmamış, savaş meydanında ve diplomasi masasında bileğini bükemeyen alçaklar her zaman ki çirkeflikle çamur at izi kalsın manevraları ile patinaj yapıp duruyorlar.
Heyhat ki çok yakın bir süreçte hepimizin de bi iznillah müşahede edeceği üzere Allah (cc) nurunu tamamlayacak, Resulullah’ın (SAV) çağlar aşan mesajı İslam İnkılabının önderliğinde tüm zulüm mekanizmalarını parçalayıp hakim olacak. İşte tam burada konunun en mühim noktası dağ gibi ulu orta duruyor. Dalle rolünü ifa eden müfsidin fi’l arz siyonist ve siyonist güdümlü çevreler kendi ateşlerine odun taşırken, sadece küfelerini doldurmuyor, yoldan çıkardıkları birçok ahund-ebleh ile amaçlarına ulaşmış oluyorlar.
Şu unutulmamalıdır ki imtihan haktır ve pratik karşılığı olan cennet ve cehennem de. Peygamberin (SAV) Hudeybiye zaferini anla(ya)mayanlar Mekke’nin fethine şahit olduklarında çok şaşırdılar. Şimdi ben buradan dallelere değilde müdlil (yoldan saptırılmış) olanlara sesleniyorum ve diyorum ki yol yakınken bu sapkınlığınızdan vaz geçin, tevbe kapısı açıkken ins ve cin şeytanlarından uzaklaşın. Zahirinde Hudeybiye’yi, batınında Mekke’nin fethini saklayan nükleer müzakere süreci ve zaferi Fenafillah olanlarla fena fi’l USA-fena fi’l İsrail olanları ayıran furkan olmuştur.Bu zaferin vakar ve izzet kazandıran yüzü dışında artçı şoklarını İran İslam Cumhuriyetine uygulanan yaptırımların etkisinden daha çok zarar gören AB ülkeleri, ABD ve ona endeksli rejimler İran İslam Cumhuriyeti ile örtülü örtüsüz ilişkiye girmek için işte şimdi kapıda sıraya girecekler. Bölgenin ağabeyi olan bu şanlı nizam Mazlum halklar adına devler liginde kafaya oynayacaktır. Ambargo ile kendileri sıkıntıya ve krize giren bu ülkeler, yoksulluğu İslam ve 3. dünya için alın yazısı yapanlar artık kendilerinin bu duruma düçar olduğunu göreceklerdir. Cenevre görüşmeleri için eli daha bir güçlenen direniş hattı nükleer enerji üretme haklılığını dünyaya kabul ettirdiği gibi bölge ile tezlerini de Cenevre masasının mağrur davetlisi olarak kabul ettirecektir. Bütün bu resmi “biz demedik mi İran ABD ile el altından görüşüyor, anlaşıyor, size demedik mi aslında İran’ın ABD düşmanlığı, büyük şeytan demesi, İsrail yok olacaktır tezi bir stratejik çıkar ve tezden öteye gitmeyen politik bir argüman” diyerek okuyan çevrelere karşı biz de inadına velayet, inadına imamet deyip Nur-u İslamiyeyi dünyaya hakim kılacağız İnşAllah (Amin) vesselam. Ve accil ferecehum.

İlgili Makaleler

3 Yorum

  1. Bir solukta okudum. Ahmedinecad’ın 5+1’i haydut devletler olarak nitelendirdiğini bu yazıdan öğrendim, tam isabet ve çok güzel bir sıfat olmuş.

  2. Okumakta biraz geç kalmış olsamda güncelliğini yitirmeyen bir konu olması hasebince, gündeme cuk diye oturmuş bir yazı, yazandan allah razı olsun, düne kadar dünya halklarına ve kendilerini tanımayan devletlere it gibi havlayan bu haydut devletler şimdide yine aynı it gibi yalvaracaklar İRAN abi ne olur bizimle ilişkileri geliştir diye.

  3. Ahmedinecadın tanımı “5+1=Haydut devletler” tabiri cuk diye oturmuş. Ağzına sağlık. Bu yazıyı yazan kardeşimizin de ellerine sağlık. Ahmedinecad’ın dediği 2 tür siyonist var. Açıktan olanlar ve gizli olanlar. İnşaallah yakın gelecekte gizli olanlarda aşikar olacak. Allah inkılabı ve İmamı korusun. Siyonistler ve yerli işbirlikçileride kinlerinden kudursun.İnşaallah.
    Selametle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı