DÜNYASuriye

Suriye: Türkiye ve IŞİD arasındaki derin bağlar gözler önüne serildi

Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, BM misak ilkelerine saygı duymanın uluslararası düzeyde hukuk üstünlüğünün sağlanması, uluslararası barış ve güvenliği koruma ile örgütteki üye ülkeler arasında sıcak ilişkileri sağlamak olduğunu belirtti.

BM misakı ve ilkelerinin maksatlarına bağlılığı belirtmekle ilgili uluslararası Güvenlik Konseyinde düzenlenen açık oturumda yaptığı konuşmasında Caferi, bu organizasyonun güvenilirliğini ve etkinliğini korumak için misaka saygının garantisine, bazı çalışma yolarını reforme etme diğer bazılarını da etkinleştirme yoluyla BM’nin üye ülkelerin belirlediği rolünü yerine getirebilmesini sağlama ihtiyacından doğduğunu söyledi.

Caferi, BM’nin tarihi boyunca ağırlığı olan ve Güvenlik Konseyine üye ülkelerin, misakın ilke ve hükümleri ile diğer ülkelerin çıkarlarına kulak asmadan, örgütü hegemonyaları altına almak ve onu kendi çıkarları ve politikalarının hizmeti yolunda bir edata çevirmeye çalıştıklarını açıkladı.

Caferi, bazı otoriter ülkeler tarafından halihazırdaki uygulamaların, “bizler BM’nin halklarıyız” ibaresini “bizler BM’de bazı belirli ülkeler” ibaresiyle değiştirmeye gayret gösterdiklerine işaret etti.

Caferi, bu konseydeki belirli ülkelerin BM’nin kurulmasından bu yana güttükleri politikalar sebebiyle misak gereği uluslararası bir çok meşruiyet kararını uygulamak için gerekli icraatları almaktan aciz kaldığını, bu icraatlardan Suriye’nin Golan ve Arap toprakları üzerindeki İsrail işgalini bitirmek için çağıran, işgal altında yaşayan ve bölge ülkelerindeki vatandaşlara yönelik düşmancıl politikaları ve ırkçı katliamlarından vazgeçmesi için İsrail’in bu kararlara uymasına mecbur edilmesi gereğini ifade etti.

Caferi, uluslararası örgütün bugün Kaide’ye bağlı IŞİD ve Nusra Cephesi ile Suriye ve Irak’ta bunlardan türeyen örgütler yanı sıra, Boko Haram, Doğu Türkistan Hareketi, Kafkaslar Emirliği, Ansarul Şeria, Genler hareketi ve diğer örgütlerle temsil olunan terör uzantısıyla mücadele için sivil ve askeri yollarla ciddi ve sadık çalışmaya çağrıldığını vurguladı.

Caferi, terörle mücadele yolunda herhangi bir çabanın bazı ülkelerin terörü misak hükümleri, uluslararası kanun ilkeleriyle çakışan ve ilgili ülke hükümetleri ve ilgili cihazlarıyla koordinasyon ve işbirliği yapmadan, kendi dış politikalarının edatı olarak kullanmaya devam etmesi halinde başarısızlıkla sonuçlanacağını bir kez daha yineledi.

Caferi, Suriye ve bölgede diğer ülkelerin tanık olduğu durumların BM örgütünün vardığı esef verici durumu ortaya çıkardığını, 5. yılına girmeye yaklaşan krizin ilk günlerinden beri bazı üye ülkelerinin bu platformu Suriye’nin içişlerine karışmak, krizi tırmandırmak ve bütün şekilleriyle terörü desteklemek, Suriye’deki istikrarı sarsmak hedefiyle durumların düzeltilmesi çabalarını engellemek, güç ve terörü kullanarak meşru hükümetini değiştirmek için kullandıklarını söyledi.

Caferi, bazı ülkelerin Libya tecrübesinde olduğu gibi insani yalan gerekçelerle askeri müdahaleye yeşil ışık yakmak için, Suriye halkına karşı tek taraflı tedbirler uygulamaya acilen koştuklarını, bu uğurda büyük hatalar işlediklerini bile bile bu ülkelerden hiç birinin özür dahi dilemediklerini, kendilerine utanç bizlere de kandan başka bir şey getirmeyen bu felaket politikalarını değiştirme yolunda hiç bir uyanış görülmediğini dile getirdi.

Caferi, durumların burada durmayacağını bilakis Güvenlik Konseyinde bazı belirli ülkelerin bölgedeki bazı ülke rejimlerini kendi emelleri doğrultusunda dünyanın dört bir yanından kana susamış kiralık teröristleri toplayıp, silahlandırmaları ve finanse etmeleri ardından iddia ettikleri ülkelerini kurmak, Suriye’yi de komşu ülkelere ve bütün dünyaya açılacakları terörleriyle yeni bir kaideye dönüştürme amacını güttüklerini vurguladı.

Caferi, Türkiye rejiminin bununla yetinmeyerek yüzlerce asker ve askeri araçlarla Suriye toprakları dahiline girmekle Suriye topraklarına açık bir saldırıda bulunduğunu, bu hareketiyle Türkiye’nin bölgedeki emelleri ile Türkiye rejimi ile IŞİD terör örgütü arasında var olan derin bağları da gözler önüne serdiğini söyledi.

Caferi, BM’e üye bu belirli ülkeler bu ihlalleri nasıl tefsir ettiklerini, Güvenlik Konseyinin bu Türk daha öncesinde de İsrail’in Suriye’ye saldırılarını neden kınamadığı sorusunu dile getirdi.

Caferi, Güvenlik Konseyine Suriye’de bir ay içerisinde öldürülen aralarında da Konseye üye ülkelerden gelen yüzlerce teröristin bulunduğu yabancı kiralık teröristin adlarını içeren 500 sayfalık bir kitap sundu.

Caferi, halen devam etmekte olan gerçeklerden söz ettiklerini, Suriye, Irak ve diğer ülkelerde sözde uluslararası toplumun acizliği gölgesinde ve dünya terörizmini çalıştıranlardan hesap sorulmadan, binlerce insanın ölmesinden acı duyduklarını, eğer BM misak ilkeleri ve uluslararası kanun hükümlerine saygıyı kendi hesabından çıkardıysa, itibari ve ahlaki niteliğini kaybetmiş güçlülerin zayıflara karşı kullandığı bir silaha dönüştüğü anlamına geldiğini vurguladı.

BM Suriye daimi temsilcisi Caferi, Amerika Savunma Bakanlığı Pentagon’un Suudi Arabistan, Türkiye, Katar ve Ürdün’de gözetimi altındaki kamplarda yabancı kiralıkları eğitmesi ve Suriye devletine karşı savaşmak için gönderilmelerinin misakın en basit ilkelerine açık bir ihlal ve ABD’nin güvenlik konseyi 2170, 2178, 2195 ve 2199 sayılı kararlarını gerekçelendirmesinde yersiz bir aşma olduğunu ifade etti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı