DÜNYAİNSAN HAKLARISuriye

Suriye’nin Olası Bir Saldırıya İstediği Şekilde Yanıt Verme Hakkı Var

 BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, Suriye’ye yapılacak herhangi bir askeri saldırının BM misakına ihlal ve uluslar arası soruşturma komisyonunun görevine saldırı teşkil edeceğini söyleyerek Suriye’nin BM Genel Sekreterinden komisyonun silahlı terör gruplarının ordu güçlerine karşı kimyasal silah kullandığı üç yeni saldırıyı acilen araştırmasını istediğini bildirdi.

Caferi New York’ta düzenlediği basın toplantısında, İngiltere, Fransa ve ABD’nin güvenlik konseyinde yaptığı üçlü toplantının yasadışı olduğunu, dünya barış ve güvenliğini koruma göreviyle uyuşmadığını belirterek bu toplantının şu an Şam’da görev yapan soruşturma komisyonunun sonuçlarını beklemeden BM üyesi Suriye devletine saldırma yönünde konseyde oybirliği sağlama amacı taşıdığını ifade etti.

BM temsilcisi, bu toplantının aynı zamanda aylar önce ortaya çıkan yabancı istihbarat birimlerinin silahlı çetelere kimyasal silah dahil her türlü silah temin etmesine ilişkin tüm önemli verileri göz ardı ettiğine dikkat çekerek Suriye hükümetinin Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’yle birlikte aralarında İngiltere’nin bulunduğu diğer hükümetlerin Suudi Arabistan ve Katar’ın finanse ettiği özel Avrupa şirketleri aracılığıyla kimyasal silah kullanma programı hazırlandığına dair güvenilir belge ve faksları incelediğini aktardı.

Caferi, Suriye’ye askeri müdahale için zemin hazırlamaya çalışan ABD’nin kimyasal silahların yayılmasını önleme anlaşmasına üye olmadığını ve kimyasal silah söz konusu olduğunda Hipokrat bir devlete dönüştüğünü vurguladı.

Toprakları Üzerinde Kimyasal Silah Kullanan Herkesi Kınıyor ve Yargılanmasını Talep Ediyoruz

Suriye’nin toprakları üzerinde kimyasal silah kullanan herkesi kınadığını ve yargılanmasını istediğini belirten Caferi BM komisyonundan da soruşturmayı sürdürmesini ve güvenlik konseyine bilimsel bir rapor sunmasını talep ettiğini söyledi.

Caferi, komisyona askeri ve siyasi müdahaleler olmaksızın bilimsel ve objektif sonuçlara ulaşması için zaman tanınmasını istedi.

“ 22-24 Ağustos tarihleri arasında Şam kentinde korkunç olaylar yaşandı. Ordu askerleri muhalif güçlerin kullandığı sarin gazı yada sinir gazına benzeyen zehirli gaz sonucu büyük zarar gördü ve onlarca asker şu an hastanelerde tedavi görüyor” diyen Caferi, Suriye hükümetinin güvenlik konseyinden şu an Şam’da görev yapan soruşturma komisyonundan bu üç suçu araştırma talebinde bulunmasını istediğini ifade etti.

Caferi, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı ile soruşturma komisyonu arasında görev süresinin iki tarafın onayıyla uzatılmak kaydıyla 14 gün olmasını öngören bir anlaşma yapıldığını bildirdi.

BM temsilcisi, Suriye’nin BM Genel Sekreterine gönderdiği son mektubun krizin başlamasından bu yana 419. mektup olduğuna dikkat çekerek mektupta krizde yaşanan tüm gelişmelerin ayrıntılarla açıklandığını, dolayısıyla güvenlik konseyi ve genel kurul konseyinin hiçbir bahanesi olamayacağının ve Suriye’de ne olup bittiğini bilmediklerini söyleyemeyeceklerinin altını çizdi.

Soruşturma komisyonun olayın yaşanmasından beş gün sonra Ğuta bölgesine gitmeyi talep ettiğini, BM Silahsızlanma Yüksek Temsilcisi Angela Kane’nin Şam’a ziyareti sırasında Suriye hükümetiyle kimyasal silahların kullanıldığı söylenen bölgeleri ziyaret etme konusunda anlaşma yaptığını ve iddia edildiği gibi hiçbir gecikme olmadığını ifade etti.

BM Daimi temsilcisi, batılı güçlerin Han el-Asel’de kimyasal saldırı olduğu zaman Ğuta olayında olduğu gibi hızlı davranmamasının şaşırtıcı olduğunu söyleyerek Suriye’nin o dönemde BM genel sekreterinden saldırının kimyasal olup olmadığının ve gerçekleştirenlerin araştırılmasını istediğini hatırlattı.

Caferi, BM genel sekreteri, silahsızlanma uzmanları ve batılı heyetlerin bildikleri halde failin kimliğini açıklamayı reddettiklerini söyledi.

Batı ülkelerinin Han el-Asel bölgesinde olanları göz ardı etmeyi sürdürdüğünü, Rusya temsilcisi Vitali Çurkin’in İngiliz ve Fransız Büyükelçilerin dikkatleri Han el-Asel’de olanların üzerinden dağıtmaya çalıştıkları ve Suriye’nin soruşturma komisyonu gönderilmesine ilişkin talebini baltalamayı hedeflediklerini belirttiğini hatırlattı.

Caferi, Suriye’nin ahlaki bir görev olması itibariyle kimyasal silah kullanılmasına karşı olduğunu bildirerek bir yıl önce Türk medyasının yayınladığı haberlerde Türk yetkililerin göz altına alınan 12 Nusra Cephesi üyesinin elinde Suriye’de kullanmaya hazırlandıkları 2 litre sarin gazı ele geçirdiğini yazdığına işaret etti.

“Suriye hükümeti bu bilgileri BM Genel Sekreteri ve güvenlik konseyine göndermişti. Bununla birlikte terör gruplarının yurtdışından temin ettiği sarin gazı üretiminde kullanılan maddelere sahip olduğunu belirten çok sayıda rapor var” diye konuşan Caferi, ABD diplomasisinin İsrail’in bölgedeki çıkarlarını yıllardır savunmasının bölge ülkelerinde istikrarsızlığa, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında yaptıklarını ört bas etmek amacıyla Kaide örgütü ve terör gruplarının bölgedeki faaliyetlerini arttırmasına yol açtığını kaydetti.

Bölgedeki İstikrarsızlıktan Faydalanan Tek Taraf İsrail’dir

Bölgedeki istikrarsızlıktan faydalanan tek tarafın Arap topraklarına yönelik işgalini sürdürmek isteyen İsrail olduğuna dikkat çeken Caferi, İsrailli politikacıların açıklamalarını dinleyenlerin ABD’yi Suriye’ye müdahaleye İsrail’in teşvik ettiğini göreceklerini ifade etti.

“Biz savaş yanlısı değil bölgede istikrar ve güvenliği sağlamaya çalışan barışçıl bir ülkeyiz. Bölgede yaşanan gerginlik tümüyle İsrail’in lehinedir. Şu Arap ülkelerinde sözde Arap Baharı adı altında yaşanan her şey İsrail çıkarlarına hizmet etti ve etmektedir” diye belirten Caferi, Amerikan yönetimi ve müttefiklerinin askeri koalisyon olarak adandırdığı şeyin uluslar arası kanunlara açık bir ihlal ve müdahale teşkil ettiğini vurguladı.

Caferi, BM üyesi bir ülkeye karşı suç işlemeye hazırlananların yaptıklarının sonuçlarına katlanmaları gerektiğini belirterek “biz savaşa ve en kötü senaryolara karşı hazırlıklıyız. Suriye’nin BM misakına göre kendini müdafaa hakkı var. Askeri komutanların da olası bir askeri saldırıya karşı nasıl yanıt vereceklerine karar verme hakları bulunuyor” dedi.

Suriye’ye yönelik askeri saldırı tehdidinin BM soruşturma komisyonunun görevini baltalamayı, tamamlamasını engellemeyi ve silahlı terör gruplarını, onları askeri, mali ve lojistik açıdan destekleyen uluslar arası, bölgesel ve Arap güçlerini suçlayan ve bu grupların kimyasal silah kullandığını kanıtlayan Suriye hükümetinin lehine olumlu bir rapor çıkarmasını engellemeyi hedeflediğine dikkat çekti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı