SİZDEN GELENLER

YAZI-HABER GÖNDER

Bu kategoride sizlerden gelen haberler- yazılar yayınlanacaktır ,dilediğiniz taktirde bu başlık altına yazı veya haberlerinizi yorum olarak, kelime kısıtlaması olmadan yazıp bize ulaştırarak yayınlanmasını sağlayabilirsiniz ,ülkemizde özellikle haber yapmada veya siz değerli okurların yorumlarını yayınlamadaki sıkıntıyı biraz olsun kaldırmak istiyoruz .Bölgenizde,şehrinizde dikkati çeken olayları yazabileceğiniz gibi yorumlarınızı da ekleyebilir paylaşılmasını sağlayabilirsiniz. tek yapmanız gereken bu yazıya yorum olarak eklemenizdir.

Not:seçilen yazılar köşe yazıları kategorisine eklenebilecektir.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Nasrullah’a bin selam
    Ey seyyidim, efendim, yenilmezleri yenen, azgın kudurmuş siyonistleri dize getiren,direnişin gülü efendim.
    İslam alemini viraneye çeviren emperyalist ve siyonist kafirler bugünlerde daha bir azdı.Onlar yaptıkları zulüm yetmiyormuş gibi bir de içimize fitne tohumları atmakta.Onlar Suriye’de Irak’ta Afganistan’da Libya’da Mısır’da Somali’de ve daha sayamadığım nice yerlerde çolukçocuk demeden yaptıkları katliamlar, işledikleri cinayetlerle biz biçare müslümanların canını sıkmakta, canımızı acıtmaktalar. onlar bütün bu cinayetleri , zulümleri Gözbebekleri israilin güvenliğini sağlamak için işlemekteler.Ey seyyidim onların canı İsrail’dir, sen de onların canını sık, sen de onların canını acıt.Ey büyük komutan canımıza yetti, takatimiz bitti, Vur… Tel Avivi’i vur. İsrail’i vur.Vur ki biraz da onların canı acısın.Geceleri uykuları kaçsın.Ne olacak bu İsrail’in hali diye kara kara düşünsün.Ey yiğit komutan vur ki masum yavruların kanı komplolara kurban edilmesin.Seyyidim,kaçırılan onbir Lübnanlı dolayısıyla Senin sözünü yere düşürdüklerini zanneden bu münafıkların canı İsrail’dir.Sen Zülfikar-ı Ali, al o canı.şimdi tam vaktidir,biraz da onların canı sıkılsın.Canım efendim, senin va’din haktır. Bize va’det Tel avivi yerle bir et.Vur ki mümin gönüller şenlensin, münafıklar matem etsin. Vur ki asırlık planlar suya düşsün.Vur ki islamın zafer sancağı Kudüs semalarında ebede kadar dalgalansın.Ve kibirli habis siyonistler zelil olsun.Bekliyoruz ey efendim bekliyoruz.

  2. Anasayfaya Dön

    Salih Tuna
    Suriye uçağımızı vurdu siz neyi vuruyorsunuz?
    [email protected]
    26.06.2012

    More Sharing ServicesPaylaş | Share on facebookShare on twitterShare on emailShare on print

    Birkaç yıl önce Suriye ile İsrail arasında “arabulucu” rolü oynuyorduk; Suriye ile savaşın eşiğine geldik şimdi.

    Kısa süre önce Mavi Marmara katliamı nedeniyle İsrail’le kafa kafaya gelmiştik; şimdi “İsrail’in tehdit ettikleriyle” kafa kafaya geldik.

    İran, Suriye’ye karşı herhangi bir saldırıyı kendisine yapılmış sayacağını daha evvel dile getirmişti.

    Peki…

    Suriye ile ortak bakanlar kurulu toplantısı sürecinden bugünlere nasıl geldik?

    Hikayesi zor…

    Şu kadarını bilelim ama: Türkiye’nin Suriye’yi demokratikleştirerek dönüştürme sürecine izin verilmedi.

    Katil Baas rejimi de doğası gereği buna direndi.

    Türkiye’nin mahut rejimi muhalifler eliyle alaşağı etmesinin (hele ki İhvan’ın bu süreçte güçlenerek kontrolü ele geçirmesinin) istenmediği de ortaya çıktı.

    Türkiye bilfiil savaşa sokulmak istendi.

    Türkiye kendisine oynanmak istenen işte bu oyunu görmüş, frene basmıştı.

    Etnisite ve mezhep asabiyeti üzerinden “İslamcılık” tasfiye edilerek, Müslümanların yoğunlukta yaşadığı bütün ülkeler bu oyuna elverişli hale getirildi.

    O kadar ki…

    Dünün “İslamcıları” oryantalistik tasnifleri ağızlarından düşürmez oldu. “Şii ekseni”nden “Şii-Sünni çatışması”na kadar bir yığın “cahiliye lakırdısı” gırla gitti.

    Bu oyun…

    Kissinger’in 11 Eylül saldırılarının hemen ardından “Bundan sonra çatışma Müslümanların arasında olmalıdır..” yollu açıklamasında karşılığını bulan bir oyundur.

    Bu oyun…

    Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un bile “Batı İslam dünyasını bölmeye çalışmamalı.. Müslümanları birbirine kırdırmaktan vazgeçmeli..” şeklinde dile getirdiği halin tezahürüdür.

    Bu oyun…

    “İran, Suriye, Türkiye çatışmasının tuzak” olduğunu dile getiren Sezai Karakoç üstadımızın, “Batı nihai işgali, son işgali yapmak peşindedir. Öyle bir işgal ki, bir daha İslam’ın dirilişi vaki olmasın, İslam haritadan silinsin. Hadise budur. Tehdit hatta tehditten de öte içinde yaşadığımız gerçek budur..” dediği korkunç bir oyundur.

    Türkiye, yine Sezai Karakoç’un ifadesiyle, “Moğol ve Haçlı istilasından daha kötü” bu oyunu gördü.

    Oyunu görmek elbette tehlikeliydi.

    Zaten “müttefiklerimiz” de hiç vakit kaybetmedi.

    1 Mart tezkeresiyle yükselen, “One Minute” çıkışıyla tavan yapan itibarımıza sinsice vurmaya başladılar.

    Mesela, Taraf gazetesinin New York Times kaynaklı manşeti, “CIA Beşşar’a karşı Türkiye’de üslendi” şeklindeydi.

    Ortadoğu halkları nezdinde prestijimizi yok etmek için gammazlıyorlardı.

    Türkiye istedikleri gibi hareket etmediğinde demek bu yönteme başvuruluyordu.

    Sevgili Cengiz Çandar’ımız da AK Parti’nin kimi uygulamalarını Suriye rejimine benzettiği yazısında bu yöntemi devreye sokmuştu: “Bu yeni dinamiklerin etkisiyle, Türkiye, adım adım, ABD’nin bölgedeki ‘taşeronu’ durumuna kayıyor. Bu sıfat, aynen böyle ‘sub-contractor’ olarak Amerikan ve İngiliz basınında kullanılıyor. Suriye, Washington tarafından adeta Türkiye’ye ‘ihale edilmiş’ halde. / Öyle olmasa, Tayyip Erdoğan kardeşi bildiği Başşar Esad ile sırf ‘sözünü tutmadı, reform yapacağım dedi yapmadı’ gerekçesiyle sekiz ay içinde ‘kardeş’ten ‘hasım’ konumuna kayar mıydı? Bu gerçek bir gerekçe olsa, Sudan Devlet Başkanı’na Türkiye’nin kapıları ardına kadar açık tutulur muydu?..” (11 Kasım 2011, Radikal)

    Uzun lafın kısası, katil Baas rejimi uçağımızı vurdu; “müttefiklerimiz” itibarımızı vurmak istiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı