İNSAN HAKLARI

Yine bir Güvenlik Konseyi toplantısı, yine bir katliam iddiası

Hafta sonu Suriye’nin Dareyye kentinde yeni bir katliam yaşandığı haberi geldi. Muhalifler, Esad güçlerinin 200 sivili öldürdüğünü iddia ederken, Şam yönetimi muhaliflerin kaçarken sivilleri infaz ettiğini söyledi. Artık sıradan hale gelen ise, her BMGK toplantısı öncesinde muhaliflerin “katliam” yapıldığını iddiaları.

Suriye’nin başkenti Şam ve civarındaki bölgelerde Suriye ordusu ile silahlı muhalifler arasında geçtiğimiz hafta içinde başlayan çatışmalar hafta sonu bir katliam gerçekleştirildiği haberi ile tepe noktasına ulaştı.

Muhalifler tarafından dolaşıma sokulan bir videoda, 150 cesedin Dareyye’deki bir camide olduğu iddia ediliyor. Muhaliflere göre bu ölümlerin çoğu keskin nişancıların neden oldukları, diğerleri ise “infaz” şeklindeki ölümler.

Videonun doğruluğu kanıtlanmış değil. Yerel Koordinasyon Komiteleri (YKK) isimli grup, hükümet güçlerinin infazlarda bulunduğunu ve daha sonra cesetleri yaktığını iddia etti. YKK, Cumartesi günü boyunca, çoğunlukla Şam ve güneyi olmak üzere 400 kişinin öldüğünü savundu. Örgüt, yalnızca Dareyye’de 630 kişini öldüğünü, bunlardan 300’ünün infaz edildiğini açıkladı. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise, Dareyye’de 5 gün boyunca yaşanan çatışmalarda 320 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Hükümetin gazetesi et-Tavra ise, Dareyye’de yerel halka, kamu mülkiyetine ve özel mülkiyete karşı suç işleyen silahlı çetelerin kentten temizlendiğini açıkladı.

Ordu kenti ele geçirip sonra geri çekildi iddiası
Dareyye’deki durumla ilgili haberinde New York Times, ordunun kentte ev aramaları ve infazlar gerçekleştirdikten sonra çekildiğini iddia etti. Ancak Reuters ve Russia Today gibi kaynaklarda, Şam ve civarında muhaliflerin alan kontrolü sağladığı iddiaları yalanlanıyor. Suriye ordusunun saldırı karşısında geri çekilen silahlı çeteler, şu sıralar “vur-kaç” taktiği ile savaşıyorlar. Bu durumda ordunun katliam yaptıktan sonra kentten çekildiği iddiası zayıf kalıyor.

Suriye ise, muhaliflerin kentten kaçarken Dareyye halkını katlettiğini iddia ediyor.

BMGK öncesi “halkla ilişkiler” çalışması mı?

Dareyye’de yapıldığı iddia edilen katliamın, 30 Ağustos’ta gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) bakanlar toplantısından kısa bir süre önce gündeme gelmesi dikkat çekiyor.

Daha önce de Esad yönetiminin gerçekleştirdiği iddia edilen, ancak doğruluğu kanıtlanamayan, hatta muhaliflerin bizzat yaptıklarına dair çok ciddi verilerin ortaya çıkan katliamlar, Birleşmiş Milletler toplantılarının hemen öncesinde gelmişti.

3 Şubat’ta Suriye’yi tartışacak olan BMGK toplantısından önce, Humus’ta 200’ün üzerinde Suriyelinin rejim güçleri tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti. Sonra sayı birden 350’ye çıktı. BMGK’da Suriye’ye yaptırım kararı veto edilince, birdenbire yaşanan olayda ölenlerin sayısı 350’lerden 55’e indirildi. BBC gibi ana akım haber kaynaklarında bu yeni sayı çeşitli haberlerin okunmayacak köşelerine gizlendi. Guardian gazetesi, yeni sayıyı verme zahmetine dahi katlanmadı, “bir muhalefet grubunun sayıyı gözden geçirerek aşağıya çektiğini” belirtmekle yetindi.

Yine geçtiğimiz sene Haziran ayında Hama’da yapılan ve muhalifler tarafından Suriye ordusunun gerçekleştirdiği iddia edilen katliamın aslında muhalifler tarafından gerçekleştirildiği açığa çıkmıştı. Benzer şekilde Türkiye sınırında bulunan Cisr el-Şuğur’da yaşananların da muhalifler tarafından uydurulduğu telefon kayıtları ile gösterilmişti. Hula’da ise, geçtiğimiz Mayıs ayında BMGK toplantısından önce yine bir ‘katliam’ iddiası ortaya atılmıştı.

Hedef dış müdahale mi?

Öte yandan, Suriye’deki İslamcı silahlı çetelerin katliam görüntülerinin yaygınlaşması ve muhaliflere yönelik kuşkuların artmasıyla birlikte, “Esad’ın katliamı” iddiasının imdada yetiştiği görülüyor.

Muhaliflerin yarattığı dehşet pek çok örnekte kanıtlanmış, önemli uluslararası toplantılar öncesinde sansasyonel iddialar gündeme getirerek Suriye yönetimini suçladıkları daha önce de pek çok örnekte görülmüşken, yeni katliam görüntülerinin uluslararası ana akım medya tarafından sorgulanmadan servis edilmesi, yine BMGK bakanlar toplantısı öncesi bir baskı unusuru yaratma ve dış müdahaleye kapı aralama anlamı taşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı