DÜNYAFilistinHABERLERİranORTADOĞU

Ayetullah Seyyid Ali Hamanei’nin Görüşü; Filistin’in Tek Çaresi İsrail İle Mücadeledir

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, Filistin meselesinin ilacını İslam Dünyasında direniş cephesinin güçlendirilmesi, Siyonist rejim ve destekçileri ile de mücadeleyi şiddetlendirmek olduğunu belirterek Siyonist rejimle müzakere yönünde hareketin affedilemez bir hata olacağını söyledi.

Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin kısa zaman önce kendisine gönderdiği mektuba cevap yazan Ayetullah Hamenei, Filistin meselesinin İslam ümmeti meselelerinin başında olduğunu belirtti.

‘’Şüphesiz mücadele ve direniş Mazlum Filistin’in kurtuluş ve yaralarını sarmanın tek yoludur’’ ifadesini kullanan İslam İnkılabı Rehberi .Ayetullah Hamanei, ‘’Muhabbet dolu mektubunuzda büyük İslam Ümmetinin bazı sorunlarına değinmiştiniz. Bazı Arap ülkelerinin hainlik ve nifakları ve onların büyük şeytan’a (Amerika’ya) uymak için komplolarına işaret edip, Filistinli mücahitlerinin düşmanın baskı, zulüm ve cinayetleri karşısındaki ön safta olduğunu belirtmişsiniz. Bu konuda yazdıklarını gerçeğin ta kendisidir. Biz kendimizi size her türlü destek vermekle mükellef görüyoruz’’ diye yazdı.

Ayetullah Hamanei Filistin’e desteğin dini vazife ve insani görev olduğunu belirterek bunları siyasi gelişmelerin ötesinde olduğunu belirtti.Ayetullah Hamenei, ‘’Bugün İslam ümmetinin izzet ve iktidarına geri dönmesi sadece İstikbar ve onun planları karşısında durmakla mümkün olur. Filistin meselesi İslam meselelerinin en başında gelmektedir. Siyonist rejimle müzakere yönünde hareket Filistin milleti zaferini geciktiren affedilemez bir hatadır ve hüsran ile sonuçlanacaktır’’ dedi.

Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS’ın siyasi birim başkanı İsmail Heniyye, bir süre önce İslam İnkılabı rehberine yazdığı mektupta, emperyalizmin Kudüs ve Filistin milleti aleyhindeki büyük komplosuna ve direnişin sembolü olan Gazze mücadelesini ortadan kaldırmak ve bölgedeki rejimlerle ilişkileri normalleştirmeye çalıştığına işaret etmiş ve İran halkı ve İslam inkılabı rehberinin direnişe verdiği desteğe de teşekkür etmişti.

Bilindiği üzere İran İslam cumhuriyeti dünyada Filistin davasına gerçek destek veren tek ülke konumundadır, Filistin halkının haklarının tahakkuk etmesi için mazlum Filistin halkının davasına ve mücadelesine destek vermek İran İslam Cumhuriyetinin dış siyasetinin temel eksenlerinden biridir, Filistin halkının çok yönlü desteklenmesi de İran’ın bu ilkeli siyasetlerinin bir simgesi haline gelmiştir. Bilindiği üzere 1979 yılında İran’da İslam inkılabı sonucu şah rejiminin devrilmesi ve İran İslam Cumhuriyetinin kurulması ardından işgal rejimi İsrail’in Tahran elçiliği derhal kapatılmış ve elçilik binası Filistin’in tahran elçiliğine tahsis edilmiştir. Bunun yanı sıra İran İslam Cumhuriyetinin kurucusu rahmetli imam Humeyni, mübarek Ramazan ayının son cuma günün “Dünya Kudüs Günü” olarak ilan etmekle, Filistin halkının desteklenmesi ve Filistin ülküsünün devam etmesi yönünde çok büyük bir hizmet vermiştir. Nitekim İran İslam cumhuriyetinin Filistinle ilgili almış olduğu kararlar, Filistin davasının sadece bir arap davası olmaktan çıkmasına ve bir ümmet meselesi haline dönüşmesine yol açmıştır.

İran, Filistin halkının direnişe maddi ve manevi desteğinin yanı sıra siyasi alanda da Filistin meselesinin çözüme kavuşturulması için büyük uğraşılar vermiştir. Filistin’in geleceği ve kaderi hakkında karar almak için Filistin topraklı içinde ve hatta yurt dışında mülteci konumda yaşayan bütün Filistinlilerin genel bir referanduma gitmeleri, Filistin meselesinin temel çözümü yönünde İran tarafından öne sürülmüş önemli bir tekliftir.

Buna karşılık bir takım rejimler Filistin davasına hiyanette bulunarak Filistin’le ilgili siyonistlere teslim olunmasına ve Filistin davasının saptırılmasına çalışmışlardır. ancak tüm bu komplo ve hıyanetlere rağmen bugün “Direniş ve İntifada”, birinci intifada, 2. İntifada ve şimdi de Kudüs İntifadası Filistin davasının nihai hedef istikametinde ilerlemesi ve Filistinli mültecilerin kendi ana vatanlarına geri dönmeleri yönünde önemli bir harekete dönüşmüş bulunmaktadır. Siyonist rejimin işgalcilik ve yayılmacılığı karşısında silahlı direnişin devam etmesi Filistin ülküsü açısından önemli başarıları beraberinde getirmiştir. 2017 Yılında Mescidi aksa’nın giriş kapılarına metal dedektörlerin yerleştirilmesinin başarısız sonuçlanması ve şimdi de büyük dönüş eylemlerinin çığ gibi büyümesi ve büyük bir harekete dönüşmesi, direnişin başarısının somut bir örneğidir.

Bu arada Siyonist İsrail rejimi, Suudi Arabistan Rejimi ve Amerika’nın, Filistin davasını etkisizleştirmek ve işgal rejimi İsrail için güvenlik bir şerit oluşturmak için üçlü bir ortak çalışma başlatmaları uzlaşma serabını daha açık bir şekilde gözler önüne sermiştir. Donald Trump’ın Amerika’da iktidara gelmesi ve Suudi rejiminin artık İsrail ile ilişkilerini alenileştirerek normalleşme yönünde hareket etmesiyle birlikte uzlaşma ekseni yeni bir söylemle ortaya çıkmış bulunuyor. Böyle bir ortamda, “İslam Dünyası ve Filistin’de Mücadele Ekseni’nin Güçlendirilmesi ve Artırılması” bu komplonun akamete uğratılması açısından bir zarurettir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı