DÜNYAFilistinSon Dakika

İsrail’in Türkiye’ye nasıl ihtiyaç duyduğu netleşti: Filistin Direnişini Etkisizleştirmek

Van Minüt tiyatrosu ve kaç mazlumun nasıl öldürüldüğünün hala büyük bir muamma olarak durduğu Mavi Marmara olayından sonra Türkiye ve İsrail’in ilişkilerinin koptuğu iddia edildi.

Görünürde karşılıklı olarak Elçilerin çekildiği ve Tayyip Erdoğan’ın sert çıkışlarının yaşandığı bir süreç izlense de, aslında yaşananların bir tiyatro oyunundan farklı olmadığı tüm çıplaklığıyla ortada durmaktaydı.

İçeride halkımızın İsrail’i bir düşman olarak algılamasına karşılık, halkın duygularına tercüman olacak fakat aynı zamanda Türk halkındaki İsrail düşmanlığı süreç içinde sıfırlayacak politika gereği düşman rolü yapılırken, dışarıda ise (bu günlerde Suriye-Irak ve Yemen politikalarıyla misyonunu daha iyi anlamlandırdığımız) İslam milletlerinin zihnindeki Türkiye imajını İsrail lehine devşirme, Türkiye eli ile İsrail’i koruma, görünürde, İsrail’e karşı en sert düşman rolünü oynayıp, gerçekte onun için bir amortisör görevi görme şeklinde bir politika uygulanmıştır.

İsrail’e karşı yansıtılan düşmanlık ve Sözde Gazze ve Filistin savunuculuğunun hiçbir zaman gereği yerine getirilmemiştir. Mesela Türkiye bir yandan  İsrail’e karşı son derece sert bir tavır takınırken, diğer yandan Rekor derecede ticaret yapmış, ilişkilerini sürekli canlı tutmuş, buna mukabil İddia ettiği Filistin ve Gazze dostluğunun da gereğini hiçbir zaman yerine getirmemiştir.

Son zamanlarda Özellikle Rusya’nın da büyük bir aktör olarak sahneye çıkıp, Türkiye ile Uçak Düşürme oyunu oynamasıyla birlikte, Türkiye’nin yönünü sözde mecburen İsrail’e döndüğü imajı oluşturulmuş ve ilişkilerde bir normalleşme havası estirilmiştir.

Sözde Normalleşme sürecinde ilk adım olarak, gizli yürütülen görüşmeler halka duyuruluş ve alıştırma sürecinin akabinde AKP Sözcüsü Ömer Çelik,  İsrail Devleti Türkiye’nin dostudur” şeklinde bir açıklama ile gerçek niyetlerini belli etme yoluna gitmiştir.

Halkın tepkileri ve özellikle Sosyal medya kullanıcılarının, Türkiye-İsrail dostluğunu sorgulamalarına karşılık, bunun aslında Filistin halkı menfaatine olduğu imajı oluşturulmaya çalışılarak Türkiye’nin tek Şartının Gazze ablukasının kaldırılması olduğu ifade edilmiştir.

Sürecin devamında devreye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan girerek, İsrail’in Türkiye’ye ihtiyacı var demiş, fakat bu ihtiyacın ne olduğu ve nasıl karşılanacağı izah edilmeden muğlak bırakılmıştır.

Türkiye halkının merak ettiği ve sorguladığı İsrail dostluğu, vesvâsil hannâsların, “büyüklerimizin mutlaka bir bildiği vardır” mealli fısıltıları ile yatıştırılmaya çalışılsa da,  bu büyüklerin bildiğinin ne olduğu İsrail gazetesinde yayınlanan bir makale ile ortaya dökülmüş, Türkiye-İsrail dostluğunun ve İsrail’in Türkiye’ye nasıl ihtiyaç duyduğunun gerçek manada anlaşılmasına vesile olmuştur.

İsrail Gazetesi Yedioth Ahronoth’ta yayınlanan bir makalede “İsrail’in Türkiye’yi Gazze’ye davet etmesi gerektiği” görüşü dile getirildi.

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik müzakereler İsrail’de önemli bir konu olmayı sürdürürken ülkenin büyük gazetelerinden Yedioth Ahronoth’ta yayınlanan bir makalede “İsrail’in Türkiye’yi Gazze’ye davet etmesi gerektiği” görüşü dile getirildi.

Böyle bir durumda Türkiye’den Gazze’nin ihtiyaçlarının büyük bir kısmını omuzlamasını istenebileceği savunulan yazıda “anlaşmanın bir parçası olarak da İsrail Türkiye’den, Gazze’ye silah sızmasını önleme sorumluluğunu üstlenmesini talep edecek” denildi.

Yedioth Ahronoth’un “İsrail Türkiye’yi neden Gazze’ye davet etmeli” başlığı ile yayınlandığı makaleye “Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesine ilişkin konuların çoğu sonuçlandırıldı. İsrail hükümeti özür diledi, tazminat tutarları konusunda mutabakat sağlandı ve sadece bir mesele hala tartışılıyor o da Türkiye’nin Gazze’ye ‘serbest erişim’ talebidir” sözleriyle giriliyor.

Kudüs Üniversitesi öğretim üyelerinden Ortadoğu Uzmanı Dror Zeevi imzasını taşıyan makalade Türkiye’nin iddia edilen talebine ilişkin “Bahsettiğimiz şey İsrail’in güvenliği ile düşman ve vahşi bir terör örgütünün kontrol ettiği bir bölge” deniliyor. “Ancak daha gerçekçi bir perspektiften bakılırsa eğer, Türkiye’nin bu talebi bizi bir açmazdan çıkarabilir ve Gazze yükünden kurtulma olanacağını sağlayabilir” diyen Zeevi, İsrail’in abluka ile Hamas’ın ruhunu kıramadığını, silahlanmasını önleyemediğini belirterek İsrail’in Hamas’a karşı verdiği savaşlarda da örgütü yenemediğinin altını çiziyor.

İzleyen politika umutsuz olsa da İsrail, yıllarca Gazze’yi kuşatırken “tüm ihtiyaçlarını karşıladığı” savulduğu makalede, Hamas’ın zayıfladığı yönünde herhangi bir işaretin bulunmadığı, Gazze’de hala” binlerce füze ve ileri silahların bulunduğu” vurgulanıyor.

“FARKLI BİR SEÇENEK”

Bunun ardından Türkiye ile sürdürülen görüşmelerin ise “farklı bir seçenek” sunduğunu belirten Zeevi, bu seçeneği “O yükü İsrail’in omuzlarından kaldırıp ve bunun en az bir kısmı Türkiye’ye teslim etmektir” diyor. Zeevi şöyle devam ediyor:

“Bu fikir, Türkiye tarafından inşa edilecek ve işletilecek bir Gazze limanına dayanıyor. Ankara hükümeti, Şerit’in ihtiyaçlarının büyük bir bölümününTürkiye’nin kontrolündeki bir liman üzerinden örneğin Kuzey Kıbrıs’taki bir liman – ulaştırılması sorumluluğunu üstlenecek. Anlaşmanın bir parçası olarak da İsrail,Türkiye’den Gazze’ye silah sızmasını önleme sorumluluğunu üstlenmesini talep edecek ve Türkiye bu sorumluluğu üstlenirse eğer muhtemelen sıkı bir biçimde uygulayacak.”

Türkiye’nin de Gaze’ye silah sızmalarını durdurmak için “ellerinden geleni yapacak” denildiği makalede “İsrail’in talebi üzerine uluslararası bir kuruluşun sürpriz denetimleri yapması istenebileceği” de belirtikten sonra böyle bir “Sistemin, mutlak denetimi İsrail’in ellerinden aldığı iddia ediliyor ancak İsrail için yeni ve daha etkin bir denetim aracı sağlayabilir ve Hamas liderliğine baskı uygulanabilmek için daha fazla koz yaratabilir.” Diyerek İsrail ve Türkiye’nin normalleşme tiyatrosunda kimin hangi rolü üstlendiği açıkça anlaşılmasına neden olmuştur.

Türkiye cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Şartlarımız belli; özür, tazminat ve ambargonun kaldırılması. Ambargo noktasında “Türkiye üzerinden mallar, inşaat malzemeleri girebilir” dediler. Yazılı metni göreceğiz ki iş sağa sola sapmasın. İsrail, bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail’e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu, bölgenin bir gerçeği. Karşılıklı samimiyet çerçevesinde bu adımları atmayı başarabilirsek, normalleşme beraberinde gelir”. Şeklindeki açıklaması ile İsrail’li uzmanın bu açıklamalarını doğrulamıştır.

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı