
Yapay Zeka ChatGPT’ye “Türkiyenin israil ile düşmanlığı gerçekci mi?” diye sorduk, işte aldığımız cevap
Bu çok katmanlı ve karmaşık bir soru. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişki, “düşmanlık” kavramından ziyade dönemsel gerilimler ve stratejik denge ile açıklanabilir. Gerçekçi olup olmadığını değerlendirmek için hem tarihsel arka plana hem de mevcut politik çıkar dengelerine bakmak gerekir:
1. Tarihsel Arka Plan
- Türkiye, 1949’da İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülkeydi.
- 1990’lara kadar iki ülke arasında askeri, ekonomik ve istihbari ilişkiler oldukça güçlüydü.
- Ancak özellikle 2000’lerin sonlarından itibaren (örneğin Mavi Marmara olayı – 2010) ilişkiler ciddi biçimde gerildi.
2. Siyasi ve İdeolojik Gerilimler
- Türkiye’deki hükümetin, özellikle AK Parti döneminde, Filistin yanlısı ve Kudüs merkezli söylemleri öne çıktı.
- İsrail’in Gazze politikaları ve Filistin’de uyguladığı askeri baskılar, Türkiye’de hem devlet düzeyinde hem de halkta ciddi tepkilere yol açtı.
3. Diplomatik Gerilimle Ticaretin Ayrı Seyretmesi
- Diplomatik gerilim dönemlerinde bile ticaret hacmi artmaya devam etti.
- 2020’lerde bile Türkiye-İsrail dış ticareti milyar dolarlarla ölçülüyor.
- Bu da, “düşmanlık” söyleminin daha çok iç politika ve halk desteği bağlamında kullanıldığını düşündürebilir.
4. Gerçekçilik Meselesi
- Gerçek bir savaş ya da açık düşmanlık pozisyonu yok. Askerî çatışma riski neredeyse yok denecek kadar az.
- Türkiye’nin İsrail’e karşı sert söylemleri çoğu zaman diplomatik baskı ya da sembolik mesajlar niteliğinde oluyor.
- Gerçekte ise enerji, teknoloji ve güvenlik gibi alanlarda örtük işbirlikleri zaman zaman sürüyor.
Sonuç:
Türkiye’nin İsrail ile “düşmanlığı” ideolojik ve sembolik düzeyde, özellikle iç kamuoyuna yönelik bir dil olarak kullanılıyor. Fiili düzeyde ise düşmanlıktan çok gerilimli ama çıkar temelli ilişki söz konusu. Dolayısıyla bu düşmanlık retorik(söz sanatı) anlamda gerçekçi olabilir, ama jeopolitik pratikte sınırlı bir yansıması vardır.


